DERSKONUM.COM


11.SINIF COĞRAFYA DERS NOTLARI,KONU ANLATIMI PDF İNDİR

..........sponsorlu bağlantılar......... .........sponsorlu bağlantılar.......
.........sponsorlu bağlantılar....... .........sponsorlu bağlantılar.......

 11.SINIF COĞRAFYA KONU ANLATIMI
11.SINIF COĞRAFYA DERS NOTLARI PDF,11.SINIF COĞRAFYA KONU ANLATIMI PDF İNDİR, 11.SINIF COĞRAFYA DERS NOTLARI, COĞRAFYA KONU ANLATIM, 
DİKKATTT :
11.SINIF COĞRAFYA DERS NOTU

1.BÖLÜM EKOSİSTEM NEDİR?
Canlılarla (hayvanlar,bitkiler,mikroorganizmalar) içinde bulundukları maddi ortamı birleştiren fonksiyonel (işlevsel) bütündür.
Yeryüzünde Canlı yaratıkların tümü, biyosfer denilen ince bir kabukta yaşar. Biyosferin belirgin özelliği onu oluşturan hayvan ve Bitki türlerinin çok çeşitliliği ve yapısındaki düzensizliktir. Bu düzensizlik, canlı yaratıklarla fizik ortam öğelerinin eşitsizlik eşitsiz dağılımında açıkça görülür
Ama bu çeşitliliğe karşın, Canlıların biyosferdeki yerleşimi bir kargaşa şeklinde değildir. 
Belirli bir ortamda yaşayan canlıların tümüne biyosenoz, bunların barındıkları ortama da biyotop denir.
Ekosistem bu ikisinin ilişkisi ortak tanımlanabilir Biyotop + Biyosentez = Ekosistem

Ekosistemlerin Belirgin Özelikleri
Bir ekosistem biyosferin, bir bölümü ya da parçasıdır ; büyüklüğü ya da genişliği çok değişik olabilir. Bir Su birikintisi, bir Buğday tarlası birer ekosistemdir. Fakat kurumuş bir Ağaç kütüğü gibi son derece belirgin ve dar sınırlı öğeler de birer ekosistem parçası sayılabilir. Ama kısıtlı ekosistemlerin genellikle zaman içinde sınırlı bir yaşamı vardır. Bu yüzden bunlar birer ekosistem parçası sayılır, sinüzi adıyla anılır. Bunun tam tersine Afrika savanaları ya da Avrupa’nın geniş yapraklı ormanları gibi, kimi Ekosistemler çok geniş bölgeleri kaplar. İklimin denetimi altında bulunan kutuplardan ekvatora kadar az çok paralel bölgelere yayılan bu öğeler deformasyon (oluşum) veya biyom adıyla anılır. Bunlar, bir genel görünümün kendine özgü bir direy (fauna) ve bitey (flora) içeren karakteristik ana öğeleridir.

Boyutları ne olursa olsun, bir Ekosistemin sınırları az çok belirgindir. Çoğunlukla birbirine komşu ekosistem arasında bir geçiş bölgesi (ekoton) vardır. Geçiş bölgesi, bir ormanın kıyı çizgisi gibi veya ekvator ormanından savanalara geçişte olduğu gibi yaygın bir bölge olabilir. Ekotonların belirgin özelliği, kendine özgü iklimi ve daha zengin direyidir. Bunun için, kıyı kuşu türlerinin sayısı kara ve açık deniz kuşlarınınkinden fazladır. (Çünkü kıyı kesimi, anakara ile Okyanus arasında bir ekoton oluşturur.)
Ekosistemlerin sınırlarının belirlenmesi, özellikle hayvan sayısı gözönünde bulundurulacak olursa, hiç de kolay değildir

Bu konuda birçok örnekleme ve istatistik verilerini değerlendirme yöntemleri bulunmuştur. Bu bakımdan, bellibaşlı hayvan türlerinin bolluğunu, dağılımını, yıllık çevrimlerini, sayılarının azalıp çoğalmasını, metabolizmalarını bilmek gerekir. Bu veriler ya yerinde ya da yetiştirme yoluyla elde edilebilir. 

Ekosistemlerin Evrimi
Bir Ekosistem, insana durağan gözükse bile jeolojik ölçü içinde evrime uğrar. Nitekim, ılıman Avrupa’da, çıplak toprağa canlıların yerleşmesi, otsu Bitkilerin öncü olarak yerleşmesiyle başladı. Sonradan bunun yerini, birbirini izleyen çeşitli bitki toplulukları aldı ve klimaks da denen son evrede ormanlar ortaya çıktı. Ekosistemlerin bu evrimi de bazı yasalarla yönetilir

Evrim süresinde ekosistemlerin karmaşıklığı giderek artar türlerin sayısı çoğalır canlı yığın büyür, genişler Brüt üretkenlik canlı yığın oranı azalır, brüt üretkenlik solunum oranı bire yaklaşır bunun sonucu olarak da net üretkenlik sıfıra yönelir Klimaks evresindeki bir ekosistem kararlı bir durumdadır canlı yığını artık büyümez.

Ekosistem Çeşitleri
Belirli bölgede bulunan ve birbiri ile dolaylı ya da dolaysız ilişkide olan canlılarla bu canlıların yer aldığı cansız çevre Ekosistemi oluşturur. Doğada büyük ekosistemler ve bunların içerisinde de daha küçük ekosistemler bulunur. Tabiat farklı özellikte pek çok ekosistemin birleşmesinden oluşur
Kara ve su ekosistemi olmak üzere başlıca iki çeşit ekosistem bulunur. Kara ekosistemlerini çayırlar çöller, mağara, step, tundra, ova, dağ gibi daha küçük olan ekosistem parçaları oluşturur. Su ekosistemlerini de okyanus, deniz, Göl, ırmak, havuz, bataklık gibi ekosistem parçaları oluşturur. Çevredeki ekosistemlerin birleşmesiyle yeryüzünün doğal ortamı oluşmaktadır. Çevredeki her ekosistem çeşidinin kendisine has olan farklı fiziksel ve kimyasal özellikleri bulunur.

Ekosistemdeki Bozulmaların Çevreye Etkileri
Ekosistemdeki bozulma bir bütün olan çevrenin yapı ve işleyişini olumsuz etkiler Bazı varlıkların azalması diğer bazı varlıkların azalmasına da neden olur. Madde döngülerinin gerçekleşmesi zorlaşır. Sonuçta doğadaki enerji tükenmeye doğru gider.

1.Dünya Coğrafyasının Değişmesi
Ekosistemin yapı ve işleyişini oluşturan iklim, Toprak, Hava, bitki hayvan gibi faktörlerin olumsuz yönde değişmesi çevrenin ekolojik özelliklerini de değiştirir
Uzun süren kuraklıklar sonucu bir ekosistemdeki bitki ve hayvan sayısı hızla azalır suların kirlenmesi sonucu suya ışık girişi azalır, Suyun Hava oranı düşer
Toprakta oluşan tahribat ve kirlenmeler önce bitkilerin sonrada diğer canlıların zamanla ölmesine neden olur Ormanların kesilmesi ve yanması çevrenin çölleşmesine ve sonrasında küresel ısınmaya etkide bulunur

2.İklimin Değişmesi
İklim şartlarının değişmesi ekosistemdeki canlı yaşam ve dağılışını
etkiler İklimi değişen bir bölgede bazı Canlılar göç ederken, bazı canlılar ölür veya şartlara uymaya çalışır. Ozon tabakasının incelmesi, ormanların azalması, Havanın kirlenmesi, yağışların azalması, çölleşmenin başlaması bir bölgedeki iklimin ve coğrafik yapının değişmesine etkide bulunur

3.Erozyonların Oluşması
Toprağın su ve rüzgar etkisiyle aşınıp taşınmasına Erozyon denir çevredeki bitki örtüsünün azalması şiddetli yağmurların yağması, karların kısa sürede erimesi, fırtınaların oluşması, toprağın yanlış sürülmesi, eğimli alanlardaki ormanların yanması gibi etkenler erozyonların oluşmasına neden olur

Erozyonlar sonucu bir bölgenin toprağı tahrip olur. Tarım toprağının ürün verimi azalır. Erozyonu önlemek için en etkili yöntem eğimli ve çorak Toprakların ağaçlandırılmasıdır. Çünkü bitki kökleri toprağı tutarak erozyonla sürüklenmesini önler.
Erozyona uğrayan bir bölgede toprağın yapısı değişeceği için canlıların yaşamı da tehlikeye girer


4.Su Kaynaklarının Azalması
Suların kirlenmesi ve kuruması sonucu çevredeki kullanılabilir su oranı azalır çevredeki su kaynaklarının azalmasına, yağışların düşmesine, tarımsal verimin düşmesine ve hidroelektrik santrallerdeki enerji üretiminin kısılmasına neden olur. Bu durum canlıların beslenmesini olumsuz olarak etkiler su oranı azlan Topraklarda daha az sayıda bitki yaşar. Ortama uyan bazı hayvanlar bu topraklarda barınır kısacası çevre zamanla çölleşir doğal özelliklerini de zamanla kaybeder

5.Enerji Kıtlığının Başlaması
Madenlerin azalması sonucu termik santraller, su kaynaklarının azalması
sonucu hidroelektrik santralleri, petrolün azalması sonucuda ulaştırma araçlarının kullanım oran ve verimi azalır. Enerji kıtlığının başlaması durumunda insanların sosyal yaşamı felç olur.
Besin zincirinin oluşumunu sağlayan enerji nakli gerçekleşemez. Ortamın biyolojik dengesi bozulur.

6.Canlı Çeşitliliğinin Azalması
Ekosistemdeki fiziksel ve kimyasal şartların değişmesi canlıların yaşama,
yayılış ve üremesini etkiler Bozulan şartlara uyanlar yaşarken diğerleri yok olur. Çevredeki bitki sayısının azalması besin zincirindeki canlı tür ve sayısının azalmasına neden olur
Örneğin ormanların yanma ve kesilmesi sonucu buralarda barınan tüketici canlıların büyük kısmı ölür.

Ekosistem Çeşitleri
Ekosistemlerin incelenmesinde kara ve su olmak üzere başlıca iki büyük sistem ayırt edilebilir.
Bir su ekosistemi en küçük su birikintisinden okyanusa kadar değişen ortamlardaki karşılıklı ilişkileri kapsar. Ortamların farklılığına karşın, suyun canlılar üzerindeki etkisi bu Ekosistemde yaşayan Canlılarda benzer özellikler yaratmıştır

Hem Su, hem çok daha karmaşık yaşam biçimlerinin gözlendiği kara ekosistemlerini tek tek incelemek olanaksızdır. Bu sistemlerin topluca incelenmesi ise birçok önemli ayrıntının, fiziksel ve kimyasal bileşenlerin canlıların değişik çevrelerin özelliklerine göre geliştirdiği uyum biçimlerinin enerji akışı ve besin çevriminde ortaya çıkan özelliklerin göz ardı edilmesine yol açar bu nedenle canlıların yaşadığı çevreler belli tipler altında toplanarak incelenir. Genellikle su ekosistemleri deniz Suyu ve tatlı su (ya da denizler ve iç denizler) olarak ayrılabilir iç sularda kendi içinde durgun Sular (göller) ve akarsular olmak üzere iki alt bölüme ayrılır

Kara ekosistemleri yaşama ortamlarına ya da kara çevrelerine göre kutup bölgeleri ve tundra, kuzey ve ılıman bölge ormanları, çayır, otlak, çöl ve yarı çöl alanlar, cangıllar ve yağmur ormanları, savanlar ve öbür astropik ormanlar biçiminde ayrılır. 

2.BÖLÜM SU EKOSİSTEMLERİ

Denizlerin (tuzlu suların) ve tatlı suların oluşturduğu ekosistemlerdir. Göller, sulak alanlar (bataklık, gölet, sazlık), yeraltı suları ve akarsular tatlı su ekosistemini, denizler ise tuzlu su ekosistemini oluşturur.

1. Tatlı Su Ekosistemleri :
Nehir Ekosistemleri :
Suyun akış hızı, su derinliği, bulunduğu yer burada yaşayan canlı çeşitliliğini belirler.
Göl Ekosistemleri :
Göl ekosistemlerinde mikroskobik canlılar, kurbağalar, sazlıklar, sinekler, balıklar, çeşitli kuşlar, balıkçıl kuşlar, çeşitli böcekler, ördek, yılan, çekirge gibi canlılar ile nilüfer, eğrelti otu, atkuyruğu ve nergis türü bitkiler bulunur.
Göl ekosisteminin büyüklüğü, bulunduğu yer, derinliği, sıcaklık, tuz miktarı, ışık miktarı ve suyun özelliği burada yaşayan canlı çeşitliliğini değiştirebilir.
Sulak Alan Ekosistemleri :
Kara ve su ekosistemlerinin birleştiği yerlerdir.

2. Tuzlu Su (Deniz) Ekosistemleri :
Yeryüzünün en büyük ekosistemlerinden biri deniz ekosistemleridir. Deniz ekosistemlerinde mikroskobik canlılardan çok büyük memeli hayvanlara kadar çok sayıda canlı çeşidi bulunur. Denizdeki tuz oranı, suyun derinliği, sıcaklık ve ışık miktarı buralarda yaşayan hayvan çeşitliliğini belirler ve denizlerde farklı ekosistemlerin oluşmasını sağlar.
Denizlerde fotosentez yapan üretici canlılar ile bu canlıları yiyerek beslenen küçük canlılar (planktonlar ve hayvansal planktonlar), onlarla beslenen küçük balıklarla birlikte besinlerini diğer canlılardan karşılayan daha büyük balıklar (yunus, balina) bulunur. (Büyük balıklar genelde daha derin yerlerde yaşarlar). Hemen hemen bütün deniz canlıları güneş ışığının ulaştığı ilk 100 metrelik derinlikte yaşarlar.
 Deniz ekosistemlerinden en büyüğü Hazar Denizi ekosistemidir.


3.BÖLÜM TARİHSEL SÜREÇTE ŞEHİRLER
İlk şehirlerin ortaya çıkışı ve yeryüzünde şehirleşme hareketlerinin başlangıcı oldukça eskilere dayanmaktadır.Buna karşın,şehirleşme sürecinin hızlanması Sanayi İnkılabıyla başlamış ve günümüzde de devam ede gelmiştir.Dünyadaki ilk şehir yerleşmeleri  Mısır,Hindistan,Fırat-Dicle Havzası,Kuzey Çin,Orta Meksika ,Kuzey Andlar  ve Güneydoğu Asya’nın akarsu vadilerinde tarımın gelişmesiyle belirmeye başlamıştır.

A. Tarihsel süreçte şehirlerin nüfus gelişimi
Şehir terim anlam olarak nüfus olarak yoğunlaşmış ,tarımsal olmayan insan yerleşmeleridir.Bazı şehirler tarımsal faaliyetleriyle öne çıkıp tarım şehri adını alsalar da bu tür şehirler gerçek anlamda şehir değillerdir.

İlk şehir yerleşmelerinin nüfusu günümüzdeki şehirlere oranla oldukça azdır.Örneğin Mezopotamya’da Sümerlere ait bir şehirde nüfus 7000 ile 20000 arasında değişiyordu.Günümüzde ise şehir nüfusları 15-20 milyonluk dev rakamlara ulaşmaktadır.

B. Şehirlerin fonksiyonel gelişimi
Yeryüzündeki ilk şehirleri oluşturan faaliyet tarımdı.Sanayinin ortaya çıkması ve gelişmesi ile şehirleşme hız kazanmış ve şehirlerin fonksiyonel değişimi hızlanmıştır.Değişen koşullar ve artan ihtiyaçlarla beraber şehirlerdeki faaliyetler farklılaşmıştır.

C. Şehirlerin gelişimlerinin küresel etkileri
Şehirlerin sahip oldukları özelliklere göre etkileri yerel,bölgesel ve küresel boyutlarda olabilmektedir.Örneğin Newyork’ta meydana gelen bir olay Dünya’nın büyük bir kısmını etkilerken,Sudan’ın başkenti Hartum’da meydana gelen bir olay sadece yakın çevreyi etkilemektedir.Küresel etkileri fazla olan bazı şehirler şunlardır:

Roma
Roma,tarih boyunca süren belirleyici etkisinden dolayı Dünya’nın Başkenti unvanına sahiptir.13.yy.da nüfusu 13bin olan Roma’nın gücü hem dini hem de siyasi olarak Dünya’nın büyük kısmını kapsıyordu.Ancak Roma’nın gücü İstanbul’a doğru kayınca şehir hem etkisini hem de nüfusunu büyük ölçüde kaybetmiştir.Roma’nın şimdiki nüfusu 3 milyon civarındadır.Aynı zamanda Katolik Hıristiyanların dini kenti olan Vatikan’ı da içine aldığından çift başkent özelliği taşımaktadır.Vatikan’ın etkisi İtalya’dan fazladır.

Newyork
1613 yılında Hollandalılar tarafından kurulmuştur.A.B.D.nin nüfus bakımından 2.büyük şehridir. Çevresindeki yerleşimlerle beraber nüfusu 21 milyondur.Dünya’nın ve A.B.D.nin önemli ve uluslar arası şirket ve firmalarının merkezleri burada bulunmaktadır.Bu şehirde bulunan Wall Street dünyanın en önemli finans merkezidir. Sanayi ve ticaretin olduğu kadar eğitim ve kültürel faaliyetlerin de yoğunlaştığı bir şehirdir.

ŞEHİRLER VE ETKİ ALANLARI
Şehirlerin gelişmesinde önemli paya sahip olan faaliyet türü o şehrin asıl fonksiyonunu belirler.Bazı şehirler aynı anda birden fazla fonksiyona sahip olabilirler.Şehirsel fonksiyonlar şehirleri çevrelerine göre bir cazibe merkezi haline getirmiştir.Bundan dolayı şehirler,çevresindeki nüfusu kendisine doğru çeken bir özelliğe sahiptir.


A. Dünya’nın Büyük Şehirleri Nerelerde Kurulmuştur?
Büyük şehirlerin genel özelliklerine bakıldığında her birinin çeşitli faaliyetlerle çevresini etkilediği görülmektedir.Konumu,hinterlandı (art bölge,etki alanı) ve fonksiyonları farklı şehirler bu şekilde oluşmaktadır.Büyük şehirler genellikle orta kuşakta kurulmuştur.Özellikle bu şehirlerin bazılarında denizle bağlantının kolay kurulduğu yerler tercih edilmiştir.Bazıları doğal güzellikleriyle insanları kendine çekmiş,bazıları ise sanayi ve ticaret faaliyetleriyle etki alanı oluşturmuş,bir kısım şehirler ise tarihsel süreçteki önemleriyle büyük şehirler arasında yer almışlardır.

B. Şehirlerin Fonksiyonları ve etki alanları

Mekke
Coğrafi konum itibariyle şartlar olumsuz olsa da İslamiyet’in doğuşuyla önem kazanmıştır.Bu özellikle dünyadaki tüm Müslümanları etki altına almaktadır.Her yıl milyonlarca Müslüman bu şehri ziyaret edip hacı olmak amacıyla Mekke’ye gelmektedir.
Essen
Avrupa’nın en büyük sanayi bölgelerinden olan Ruhr bölgesinde bulunur.Kömür yataklarına bağlı olarak gelişmiştir.
Şam
Geçmişte kervan yollarının ve önemli ticaret yollarının üzerinde bulunmaktaydı.Günümüzde de bu şartların sağladığı avantajları değerlendirerek gelişimini devam ettirmektedir.
Marsilya
Akdeniz’in en büyük ticari kapasitesine sahip olan liman şehridir.Fransa’da bulunur.
Bayburt
Tarım ve hayvancılık faaliyetleri öne çıkmıştır.
Oxford
Eğitim hizmetlerinin öne çıktığı bu şehir, dünyanın her bölgesinden öğrencinin üniversite ve dil eğitimi için geldiği bir yerleşimdir.
Paris
Fransa’nın idari ve siyasi başkenti olmakla kalmayıp,aynı zamanda modanın da başkenti durumunda olan bir şehirdir.
Tokyo
Japonya hem yer şekilleri hem de yer altı kaynakları bakımından olumsuz konumda olan bir ülkedir.Ancak bunlara rağmen yüksek teknolojiyi kullanarak önemli sanayi ülkelerinden biri olmuştur.Başkent Tokyo’nun bu olaydaki payı,demir yolu ve güçlü deniz filolarını kullanarak dünya pazarlarına erişimi sağlamasıyladır.Bu özelliğiyle Tokyo aynı zamanda sanayi kentidir.

4.BÖLÜM BEŞERİ UNSURLARIN ÜRETİM, DAĞITIM VE TÜKETİM SÜREÇLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Toplumların ekonomik yapıları teknolojik gelişme ve değişmelerle beraber yaşadıkları coğrafyanın etkileriyle şekillenir.
Fiziki şartlar bakımından benzer özelliklere sahip alanlarda ülkeler arası ortaya çıkan farkları beşeri ve ekonomik farlılıklar ortaya koyar.
Bir ülkenin üretimini o ülkenin fiziki ve beşeri şartları belirler.
Teknolojik gelişmeler ülkelerin üretimde fiziki şartlara bağlılığını da belirlemektedir.
Ülkeler geliştikçe fiziki şartlara bağımlılığı azalmaktadır.
Geri kalmış ülkeler ise hala fiziki şartlarla boğuşmaktadır.
Beşeri yönden nüfus miktarı ve yoğunluğu ile yerleşim yerinin özellikleri, teknolojik seviyesi, halkın ekonomik durumu, alışkanlıkları vb. ekonomik etkinlikleri yönlendirir ve şekillendirir.

Kuruluş Şeması 























A. ÜRETİMİ ETKİLEYEN BEŞERİ FAKTÖRLER

1. SERMAYE:
Daha önceden üretilmiş ve üretime tahsis edildiğinde emeğin verimini artıran her şeye sermaye denir. Sermaye iktisadi bir varlıktır Sermaye ekonomide her türlü mal ve hizmet üretmede kullanılabilecek kaynakların tümüdür. ( Makine, bina, hisse senedi, patent, şöhret, itibar vb.) Sermaye bazen üretimi oluşturur. Bazen de verimliliği artırır.
Sermaye Birikimi:
Yapılmış olan yatırımların tümüdür. Sermayenin birikmiş hali veya stokudur. ( Ulaştırma, eğitim, sağlık, haberleşme enerji, konut, tarım, sanayi, turizm alanındaki yatırımlar gibi.)
Bir ülkede sermaye birikiminin fazla olası o ülkenin üretim gücünün yüksek olması demektir. Çünkü sermaye,zenginlik ve verimlilik işaretidir. Sermaye daha kısa zamanda daha fazla, kaliteli ve ucuz üretime imkân verir.
Her ülke sermaye birikimine önem verir. Bunun en önemli yolu tasarruf edilerek ve bunu yatırıma dönüştürerek sermaye artışı sağlanır.
Sermaye,sanayi tesislerinin yapımında gerekli olan araç ve gereçlerin alınmasından , çalışanların ücretlerinin ödenmesine kadar birçok alanda en gerekli şarttır.
Sanayi tesisleri büyük sermayelerle kurulmaktadır. Bu nedenle, sermayenin, yani paranın biriktiği veya fazla olduğu bölgelerde sanayinin kuruluşu daha kolay olmaktadır. Sermaye birikimi fazla olduğundan Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde sanayi yatırımları daha fazladır.
Türkiye’de sanayi konusunda en büyük etken sermayedir.
Sermayemiz yeterli olmadığından, ülkemizde yabancı sermayenin girmesi için kolaylıklar sağlanmaktadır.Bu da zaman zaman büyük sıkıntılara neden olmaktadır.Ülkemizde tarımın gelişmiş ülkelere oranla geri kalmasında en önemli eksiklik sermaye yetersizliğidirTarımla uğraşan çiftçi kesimi kendi gereksinimini zorlukla karşılamakta, çoğu kez elde ettiği gelir yeterli olmadığı için yaşadığı köyü terk ederek büyük kentlere göç etmektedir.
Köylülerimizin bu gereksinimleri kendi düşük gelirleri ile karşılama imkanları yoktur.

2. İŞGÜCÜ:
Üretimde kullanılan insan gücüne emek denir. Emek olmadan diğer üretim faaliyetlerini üretime dönüştürmek mümkün değildir. Ekonomik anlamda emek; faydalı mal ve hizmet üretmek için planlı bir şekilde yapılan bedensel ve zihinsel faaliyettir. Emeğin kaynağı insandır. Bunun kaynağı da nüfustur.
Nüfusu çok olan ve genç bir yapıda olup, iyi eğitilmiş ülkeler işgücü kaynağı olarak avantajlı ülkelerdir.

İşgücü ikiye ayrılır,
1- Vasıflı İşgücü: Nitelikli, becerikli veya yetişmiş işgücüdür.Yani işinin ustasıdır.
2-Vasıflı İşgücü: Niteliksiz veya belirli bir beceri gerektirmeyen işgücüdür. Bu tür işgücü üretimde fazla verimli değildir.
Sanayi tesislerinin çalışması ve üretimin artması yönünden iş gücüne ihtiyaç vardır. Özellikle gelişen teknoloji ile birlikte sanayi tesislerinin büyümesi ve bu işyerlerinde makineleri kullanabilecek işgücü ihtiyacı artmaktadır. Sanayinin gelişebilmesi için konularında uzman nitelikli ve sürekli işgücünün olması gereklidir. Ülkemizde iş gücü ihtiyacı rahatlıkla karşılanabilmekte, hatta dış ülkelere bile gönderilmektedir. Fakat ülkemizde bazı sanayi kollarında teknik eleman henüz tam olarak yeterli değildir.

İşgücünün verimli olup olmamasını etkileyen faktörler:
1-İşgücünün eğitim, uzmanlaşma ve iş bölümü durumu,
2- Kullanılan hammadde ve malzemelerin kalitesi,
( Daha dayanıklı, üretimde daha az fire veren ve daha uzun ömürlü malzemeler olumlu katkılar yapacaktır.
Örneğin dokuma tezgâhında sık sık kopan iplik olumsuz etki yapar.)
3- Kullanılan teknolojinin düzeyi de emeğin verimini etkiler.
4- Emeğin verimi ülkeler, bölgelere ve sektörlere göre de değişebilmektedir.
( Enerji, eğitim, sağlık, yol, su, haberleşme vb at yapı yatırımları tamamlanmış alanlarda emek daha verimlidir.)

3. TARIMSAL FAALİYETLER:
Tarımsal faaliyetlerin özeliği, tarımda kullanılan teknolojiler, üretim miktarları ve üretilen ürünlerin kalitesi, üretilen ürünlerin fiyatlanma durumu ve dünya piyansına uyguluğu üretim açısından önemlidir.

Uygulanan Tarım Yöntemleri:
1. İntansif (Modern-Yoğun) Tarım Metodu:
Nüfusa göre ekili dikili alanların sınırlı olduğu ülkelerde uygulanır. Birim alandan alınan verim çok yüksektir. Örneğin Hollanda, Danimarka, Japonya, İsveç ve İsrail gibi ülkelerde bu tür tarım metodu uygulanmaktadır. Yurdumuzda ise Akdeniz ve Ege Bölgelerinde uygulanan seracılık faaliyetleri intansif tarım metoduna örnektir.
2. Ekstansif (İlkel-Kaba- Yaygın ) Tarım Metodu:
Nüfusa göre tarım alanlarının fazla olduğu ülkelerde uygulanan tarım metodudur. Birim alandan alınan verim düşüktür. Üretim miktarında iklimin etkisi vardır. İntansif tarım metodu ile ekstansif tarım metodu arasındaki en önemli fark birim alandan alınan verimdir.
3. Nadas Tarım Metodu:
Nadas, toprağın  su ve mineral kazanmasını sağlamak amacıyla boş bırakılmasıdır.Verimi en düşük tarım metodudur. Tamamen iklime bağlılık gösterir. Yağışın az, sulamanın yetersiz olduğu alanlarda uygulanır.

4. TEKNOLOJİK GELİŞMELER:
Teknolojik gelişmeler üretimin artırılması, kaliteli ve ucuza mal üretiminin gerçekleşmesinde önemlidir. Yeni gelişen teknolojilerle daha kaliteli, daha seri ve ucuza üretim gerçekleşmekte daha kaliteli ve nitelikli ürünler üretilebilmektedir.
Ülkeler her geçen gün teknoloji yarışına girmekteler ve teknoloji harikası ürünleri sergileyerek dünya piyansına hâkim olma amacındadırlar. Bu yarışta geri kalan ülke ve firmaların ayakta kalmaları mümkün olamamaktadır.
Örneğin ülkemizde tarımsal üretimde; Köylerimizde tarlalar pek çok yerde hala hayvan gücünden yararlanarak sürülmekte; çiftçilerimizin dünyadaki teknolojik gelişmelerden, yeni bitki türlerinden yeterince haberi dahi olmamaktadır Oysaki içinde bulunduğumuz çağ, bilim ve teknoloji çağıdır. Gelişmiş ülkeler ile rekabet edebilmek, tarımsal ürün çeşitliliğini ve kalitesini yükseltmek için;Tarım araçlarına, tarımsal üretimi arttırıcı girdilere (kimyasal gübre, sulama kanalları), Bilimsel verileri uygulayacak gelire (tohumlarının satın alınıp, yeni bitki türlerinin üretilmesi) gereksinim vardır.

5. SANAYİNİN ETKİSİ:     
Sanayi: İşlenmemiş (hammadde) ya da yarı işlenmiş maddelerin fabrika ve imalathanelerde makinelerle işlenerek kullanılabilir ve tüketilebilir duruma getirilmesidir. Sanayide üretim yapan tesislere sanayi tesisi, yapılan faaliyetlere sanayi faaliyetleri denir.Sanayinin ekonomiye katma değeri tarıma oranla oldukça yüksektir. Bu nedenle sanayileşen ülkeler daha gelişmiştir. Sanayi ekonomik gelişmenin motor gücüdür. Sanayi dayanıklı, depolanabilir mal üretmesi ve daha örgütlü bir yapısı olduğu için gelir düzeyi daha yüksektir.Sanayi ayrıca bazı ürünlerin üretiminin artışı veya yaygınlaşmasına neden olarak üretim artışına neden olmaktadır Artan bu ürünlerin daha yüksek değerlerle alınması ve daha iyi değerlendirilmesi yoluyla katma değerler artmasın neden olmaktadır. Kurulduğu bölgelere yeni sanayi dalları veya yan sanayilerin kurulmasına imkân vererek, üretimin artmasına neden olmaktadır.
Örnek; Ülkemizde şekerpancarı üretimi, 1926 yılında Uşak ve Alpullu şeker fabrikalarının yapılmasıyla başlamıştır

6. HAMMADDENİN ÜRETİME ETKİSİ:
Sanayide makineler, işlenmemiş ya da yarı işlenmiş maddeleri işleyerek kullanılabilir ve tüketilebilir hale getirir. Bu şekilde kullanılabilir hale getirilen her türlü işlenmemiş yada yarı işlenmiş maddelere hammadde denir.Örneğin ;Tarladan toplanmış pamuk, şekerpancarı işlenmemiş hammaddedir. Pamuk ipliği ise yarı işlenmiştir.
Hammadde,sanayi tesislerine üretim için gerekli en önemli öğelerden biri olup, fabrikaları ayağına çeken özellik taşır.
Sanayide üretim yapılabilmesi için hammaddenin olması gerekmektedir.
Sanayi tesisleri hammaddelerin yoğun olduğu alanlar özellikle de hammaddenin yükte çok ağır alanlara kurulmaktadır. Bisküvi,makarna vb.unlu mamuller fabrikalarının İç Anadolu’da yoğunlaşması,Demir çelik fabrikalarının kömür ve demir yönünden zengin alanlara kurulması buna örnektir. Bunun yanı sıra fazla ağır olmamakla birlikte bazı çabuk bozulabilen hammaddeler de sanayi ayağına çeker. Örneğin konserve, salça, meyve suyu fabrikaları ve süt üretim tesislerinin çok yetiştirilen yerle kurulması buna örnektir.
Ülkemizde hammadde kaynakları ile sanayi kuruluşları arasında son derece sıkı bir ilişki mevcuttur.
Örneğin,
-Unlu gıda sanayi İç Anadolu’da,
-Dokuma sanayi Adana,İzmir, Denizli çevresinde,
-Zeytinyağı Sanayi Ege kıyılarında,
B. DAĞITIMI ETİLEYEN FAKTÖRLER:
-Üretilen malların tüketicilere ulaşabilmesi dağıtım yoluyla olmaktadır.
-Dağıtım yeterince gelişemezse fazlaca üretim yapmanın bir anlamı yoktur.
-Üreticiden tüketiciye ulaşamayan mal ve hizmetlerinde tüketilmesi söz konusu olamaz.

1. ULAŞIM:
Sanayinin ihtiyacı olan hammadde ve üretilen mamul maddelerin taşınması faaliyetlerine ulaşım denir.
Ulaştırma ekonomik (tarım, sanayi, ticaret, turizm) veya ekonomik olmayan (gezi, kültür transferi, kolay ulaşım imkânları vb.) sistemlerin vazgeçilmez unsurudur ve Hızlı ve ekonomik bir ulaştırma, tarım verimliğinin arttırılması, sanayinin ve yerleşmelerin ve nüfusun sağlıksız dev şehirlerde toplanmasının engellenerek, yurt sathına daha homojen dağıtılmasının da en önemli aracıdır.Sanayi tesislerinin kuruluş aşamasında araç-gereçlerin, enerjinin, hammaddenin ve çalışanların taşınması ve üretim aşamasında ürünün pazarlanması için iyi bir ulaşım ağı gerekir.
Ulaşımın hızlı ve ucuz olması da gerekir. Bu nedenle sanayi kuruluşları ulaşımın elverişli ve ucuz olduğu deniz kıyılarında ya da demiryolu ağı çevresinde yoğundur.
Fabrika kurulacak yerler ana yollar üzeri ve yakınları olan alanlar olmalı, ulaşımı zor yolları kapanan alanlar buna uygun değildir.
Sanayi faaliyetlerinin ülkelerin yüzeyine dağılışı düzensizdir.
Ulaşım kolaylığına bağlı olarak tesislerin çoğu belli bölgelerde ve kıyı kesimlerde toplanmıştır. Örneğin, ülkemizde, sanayi tesisleri, genelde önemli ulaşım yolları kenarlarında ve limanlara yakın yerlere kurulmuştur.
İstanbul,İzmir,Mersin,Adana gibi merkezlerin çok gelişmesi ulaşımla çok yakından ilişkilidir.

2. MODERN PAZARLAMA TEKNİKLERİ:
Günümüzde dağıtım açısında modern pazarlama tekniklerinin de önemi büyüktür. Özellikle gelişen teknolojiden faydalanarak elektronik ortamda ticari bağlantılar yapılabilmektedir veya insanlar üretilen ürünler hakkında bilgilendirilmesi, o mal ve hizmetleri almaya istekli hale getirilme gayreti güdülmektedir. Ayrıca pazarlama günümüzde uzmanlık alanı haline gelmiş olup profesyonelce yapılamaktadır. Pazarlama kavramı günümüzde önemli bir ekonomi dalı haline gelmiştir. Çünkü insanlar çok çeşitli ürünlerin seçilmesinde zorlanmaktadır. Ayrıca var olan ürünlerinde bilinmesi gerekir.

Pazarlama; piyasada var olan ürünlerin tüketici tarafından tanınması ve bilinmesi, kişilerin belli ürünlere yönlendirilmesi görevini yapar. Bu sektördeki deneyimli bilgili ve yetişmiş elemanlarla yapılır. Bir yandan tanıtım ve yönlendirme yapılırken bir yandan etkili satış teknikleri ile ürünler daha cazip hale getirilerek dağıtım faaliyetleri ve tüketimin artmasına neden olurlar.Örneğin;Turizmde yılın belli aylarında yapılan indirimler sürpriz hediyeler, sürekli rehber hizmeti verme, ilginç seyahatlere uygulanacak farklı fiyatlar gibi.

3. İLETİŞİM:
Günümüzde iletişim ağı teknolojilerinin gerekliliği değil, sağladığı avantajlardan nasıl yararlanılacağı önem kazanmıştır.
İletişimin sağlayacağı yararlar;
-Maliyet avantajı,
-İş Sürekliliği,
-Bilgilere her an ve her yerden hızlı şekilde erişimdir.
-Günümüzde ticari ilişkilerin yürütülmesinde iletişimin çok önemli yeri vardır.
Üretilen malların tüketim bölgelerine ulaştırılmasında gerekli bağlantıların zamanında ve doğru şekilde yapılması çok önemlidir. İyi yapılmayan bağlantılar ticari ilişkilerin aksamasına üretimde kayıplara neden olur. Dağıtım sırasında oluşan aksaklıkların düzeltilmesi iletişim sayesinde olmaktadır. Konuyla ilgili yenilikler de iletişim ile anında bildirilebilir.

4. İNSAN KAYNAKLARI:
Bir ülkede çalışabilen ve üretime katkıda bulunan insan sayısını ifade eder. Ancak emeğin hem miktarı hem de kalitesi önemlidir. İnsanların sağlık, eğitim, bilgi birikimleri, kültürel durumları önemlidir.
Dağıtımın hızlı, güvenli, zamanında yapılabilmesi için,ulaşım araçlarının hızlı, güvenli, teknolojik özelliklerinin yeterli olması kadar bunları kullanacak ve bu faaliyetleri aksatmadan yapacak yetişmiş elemanlar gereklidir

5. YERLEŞİM ÖZELLİKLERİNİN ETKİSİ:
Dağıtımda yerleşmelerin önemi büyüktür. Önemli yol güzergâhlarında olan ulaşımın kolay olduğu yerleşmeler dağıtım faaliyetleri için oldukça uygundur.Özelikle de kara, hava, demir ve deniz yollarının birbirine bağladığı,otoban veya oto yolların üzerinde bulunan, önemli gar, liman ve hava alanlarına sahip yerleşmeler dağıtım üssü haline gelmektedirler. Bunların yakın çevreleri de bundan olumlu etkilenirken;Sayılan özeliklerden uzak,ulaşımın zor olduğu dağlık alanlar,yolların aşırı kış nedeniyle kapandığı alanlar, üretim bölgelerinde uzak olan alanlarda bulunan yerleşmeler olumsuz etkilenmektedir. Çünkü buralara üretilen mallar zorluk nedeniyle hem az gelmekte, hem de maliyeti yükselmektedir. Bu da fiyat artışları nedeniyle tüketimin az olmasına neden olmaktadır. Tüketim azaldıkça dağıtım da azalmaktadır.Özellikle kırsal yerleşmeler, bunlar içinde de dağınık yerleşmeler dağıtım için oldukça olumsuz özellikler oluşturmaktadır.

C . TÜKETİMİ ETİLEYEN FAKTÖRLER:

1. TEMEL İHTİYAÇLAR:
Temel ihtiyaçlar arttıkça tüketim artmaktadır. Çünkü bunlar zorunlu ihtiyaçlar olup ötelenmesi veya tehir edilmesi mümkün olmayan ihtiyaçlardır. Dünya nüfusu arttıkça veya yerleşmeler, aileler kalabalıklaştıkça temel ihtiyaçlar artmaktadır. Bu da tüketin artmasına neden olmaktadır. Nüfusun kalabalık olduğu yerler tüketimin fazla olduğu yerlerdir. Orhangazi’deki tüketim işleri İstanbul’daki tüketim aynı ölçüde değildir. Örneğin, batı bölgelerinde nüfus fazla olduğundan ürünlerin pazarlanması kolay olurken doğu bölgelerinde nüfus az olduğundan ürünlerin pazarlanması zor olur. Bu durum sanayi tesislerinin buralarda kurulmasını zorlaştırmaktadır.
Tüketim Talebini Etkileyen Faktörler:
1-Bir malın talebi toplumun istek ve ihtiyacına bağlıdır. Örneğin merdaneli çamaşır makinesini bu gün alan ve satan yoktur. Herkes otomatik makine istemektedir.
2-Bir malın talebi nüfusun büyüklüğüne bağlıdır. Bir ülkede çocuk oranı fazla ise çocuk giysisine talep de fazladır.
3-Bir malın talebi toplumun gelir düzeyi ile doğru orantılıdır. Gelir düzeyi yüksek kişiler temel ihtiyaçlarının dışında da talepte bulunurlar
4-Bir malın talebi o malın fiyatına da bağlıdır. Fiyat düştükçe talep de artar. Balığın fiyatı düşünce ete olan talep azalır.
5-Bir malın talebi başka bir malın fiyatına bağlıdır. Benzin fiyatları arttıkça oto gazla çalışan arabalara doğru bir talep artışı olur.


2. TANITIM REKLÂM VE KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI:
Reklâm: Mal ve hizmetler hakkında tüketicilerin bilgilendirilmesi ve etkilenmesi için kitle iletişim araçlarında ücret karşılığında söz, yazı, resim, görüntülerle sunulan yayınlardır. 
Reklâmın amacı;
-Bilgi verme,
-Hatırlama ve ikna etme yoluyla ürünlerin satışlarını artırmaktır.

Tanıtım:
İşletmeler, mallar ve hizmetler, kişiler hakkında kitle iletişim araçları ile sunulan haber niteliğindeki bilgilerdir.
Amacı; Karşılığında ücret almadan geniş kitleleri doğruluk derecesi yüksek haberle bilgilendirmedir. Kitleleri etkilemek ve ilgi uyandırmaktır.
Reklâm ve tanıtım araçları;
Radyo,televizyon, gazeteler, dergiler, internet, broşürler, pankartlar, afişler, duvar ilanları, el ilanları,tabela, kasetler, CD’ler, videokasetleri, sinema, tabela, ışıklı panolar, kataloglar vb.Bu tür araçlar ve faaliyetler tüketimi artıran etkidedir.
Reklâm ve tanıtım faaliyetlerinden etkilenen ve bir mal ve hizmet almaya henüz karar verememiş insanlar bu sayede mal ve hizmetleri alarak tüketici durumuna gelmektedir. Bu araçların günümüzde tüketim faaliyetlerindeki önemi her geçen gün artmakta âdete bu araçlar yeni bir sektör haline gelmektedir. İzlediğimiz reklâmlar evimizin içine girmiş, birer saatli bomba gibi tıklamaya başlıyor.  Televizyon adeta elektronik bebek bakıcısı. Reklâm önce onları tavlıyor, sonra hayal dünyalarına giriyor ve daha sonra tüketime dönüşüyor.Çocuklarımız özellikle gıda ve oyuncak ürünleri seçiminde en çok televizyon reklâmlarından etkilendiklerinin tespit edilmiştir.

3. GELİR DÜZEYİ:
İnsanların tüketimlerinde en önemli etkendir. Gelir olmadan mal ve hizmetlere talep olmaz. İnsanlar yeterli gelirleri oldukça ancak tüketime girerler. Geliri attıkça tüketim için ayırdıkları bütçede artar. Gelir düzeyi az olan insanlar ancak zorunlu ihtiyaçları için kaynak ayırabilirken, zorunlu olmayan ihtiyaçlarına, lüks ihtiyaçlara imkân bulamaz. Gelir seviyesi arttıkça da zorunlu ihtiyaçların dışındaki ihtiyaçlara kaynak bulabilirler. İşçi, memur, çiftçi vb toplum kesimlerinde yeteli gelir olmadığı zaman piyasa durgunlaşır esnaf iş yapamaz hale gelir, Beyaz eşya, mobilya, ev, araba vb. alımları azalır. Bu, tüketimle gelir arasındaki bağlantıyı gösterir.

4. MODA:
İnsanları tüketimime yönelten ve tüketimi artıran bir başka etkendir. Modayı takip etmek, moda olan ürünleri almak, başkalarında gördüklerini özenti yoluyla almaya çalışmak,tüketimi artırır. Özellikle de gençler ve bayanlar bu konuda hedef olan kitledir. İhtiyacı olmadığı halde yeni bir elbiseyi, ayakkabıyı almak veya turistik bir beldeyi ziyaret etmek, yeni açılan bir lokantada yemek yemeye gitmek, yeni model bir araba almak vb. istek ve arzular tüketimin artmasına neden olmaktadır.

5. TEKNOLOJİK GELİŞMELER:
Bir yandan insanların yaşamlarını kolaylaştırmakta, bir yandan da hayat ve sağlık şartlarını iyileştirmektedir. Daha sağlıklı ve daha uzun ömür yaşayan ve daha fazla geliri olan insanlar daha fazla tüketici duruma gelmektedir. Teknolojik gelişmeler gün geçtikçe çeşitli mal ve hizmetlerin daha ucuza mal edilmesine neden olmaktadır. Üretilen malların ve hizmetlerin ucuzlaması tüketimin artmasına yol açmaktadır.
Teknolojik gelişmeler malların ucuzlamasını sağladığı gibi harika denilebilecek çok yeni ürünleri ortaya çıkarmakta; insanları moda da olduğu gibi cezb ederek İhtiyacı olmadığı halde daha iyisi, daha güzeli, daha fonksiyonlusu gibi yeni ürünlere yönelmektedir.                                                                                          
Kimi zaman da yükselen talep fiyatları düşürebilir. Bunun için en iyi örnek olarak bilgisayarlar ve elektronik ürünler verilebilir.
Seri üretim teknikleri 1960’lı yıllardan beri, fiyatları yüzde 20 ila 30 düşürmektedir.

5.BÖLÜM TÜRKİYE’DE TARIM VE HAYVANCILIK

İnsanların toprağı işleyerek, çeşitli kültür bitkileri yetiştirmesi ve onlardan ürün elde etmesine tarım denir.
Türkiye’de Tarımı ETKİLEYEN FAKTÖRLER:
İklim,                                       Yerşekilleri,
Toprak Bakımı,                      Sulama,
Gübreleme,                             Tohum Islahı,
Makineleşme,                          Pazarlama,
İlaçlama,                                 Tarımı Destekleyen Kuruluşlar

İklim: Tarımsal üretim büyük ölçüde yağışlara bağlıdır. Türkiye’de yağışın yıl içindeki dağılışı düzensizdir.Karadeniz ikliminin görüldüğü yerler hariç bütün bölgelerimizde yazlar kurak geçer. Kışların ılık geçtiği kıyı kesimlerinde don olayları çok enderdir. Sıcaklığın çok düşük değerlere indiği iç ve doğu bölgelerde don olayları uzun sürer. Buna bağlı olarak tarımsal ürün çeşitliliği ve tarım yapabilme süresi kıyıdan iç kesimlere, batıdan doğuya doğru azalır. Kışların ılıman geçtiği bölgelerde sebze,meyve ve sanayi ürünleri üretimi yaygınken, iç bölgelerde soğuk iklim şartlarına dayanıklı tahıl,üzüm,elma vb. ürünlerin üretimi yaygındır.

Yer şekilleri:Türkiye’nin ortalama yüksekliğinin fazla olması, ekonomik faaliyetleri genellikle olumsuz etkilenmiştir. Yükselti tarımsal faaliyetlerin sınırlanıp, hayvancılık faaliyetlerinin ön plana çıkmasına yol açmıştır. Dağlık ve engebeli arazi yapısı tarım topraklarının dağınık ve küçük olmasına yol açmıştır. Bu durum makine kullanımı da zorlaştırmıştır.

Toprak Bakımı:Tarım topraklarında devamlı üretim yapılabilmesi, toprağın mineralce zengin olmasına bağlıdır. Sürekli olarak üzerinde tarım faaliyeti yapılan toprağın, çeşitli şekillerde bakımının yapılması gereklidir. Toprak analizi ile topraktaki mineral maddeler belirlenir. Böylece toprağın hangi tür bitkilere elverişli, hangi tür gübreye ihtiyacı olduğu saptanarak daha bilinçli tarım yapılır.
Taşlı topraklarda taşların ayıklanması,drenajı iyi olmaya topraklarda suyun,tuzlu topraklarda tuzun topraktan uzaklaştırılması ve toprağın havalandırılması toprak bakımı ile ilgili faaliyetlerdir.

Sulama:Türkiye’de tarımsal verimi etkileyen en önemli faktör sulamadır. Ülkemizin büyük bir bölümü kurak ve yarı kurak iklimin etkisindedir. Çoğu yerde tarımsal faaliyetin yoğunlaştığı yaz döneminde, kuraklık hüküm sürmektedir. Bu da tarımdaki su ihtiyacını artırmaktadır. Ayrıca, yağışların düzensiz düşmesi, özellikle tahıl tarımının yaygın olduğu sahalarda, nadas uygulaması yapılmakta ve her yıl üretimde dalgalanmalara neden olmaktadır.Nadas sulama imkanının olmadığı sahalarda toprağın 1 yıl boyunca su tutması için boş bırakılmasıdır.Nadas verim düşüklüğüne neden olan olaylardan biridir.


Türkiye’de sulama yaygınlaştırılırsa;
Kuru tarım (nadas) metodu uygulaması sona erer.
Bir yılda, birden fazla ürün alınan sahalar genişler.
Tarım iklime bağımlılıktan kurtulur ve bilhassa tahılların üretiminde yıllara göre dalgalanmalar azalır.
Üretimde süreklilik sağlanır.
Ürün artışı sağlanır.
Tahıl tarımı yerine, sebze ve meyve tarımı ile endüstri bitkileri ekimi yaygınlaşır.
Çiftçilerin tarım ürünlerindeki verimi ve geliri artar. Buna bağlı olarak, göç olayında azalma görülür.
Tarımın milli gelir içindeki ve ihracatındaki payı artar.

Gübreleme:Sulamadan sonra, verimi artıran en önemli faktör gübrelemedir. Toprağın devamlı kullanılması minerallerin azalmasına neden olmakta ve verimi azaltmaktadır. Gübreleme ile mineral takviyesi yapılarak toprağın verimi artırılmaya çalışılır. Gübre, doğal ve hayvansal gübre olarak ikiye ayrılır.Hayvansal gübreler Doğu Anadolu bölgesinde yakacak olarak kullanılmaktadır.
Kimyasal gübreler pahalı oldukları için devlet sübvansiyon uygulayarak çiftçiye destek olmaktadır.

Tohum Islahı:Tarım ürünlerinden yüksek verim elde edilmesi, sulama ve gübrelemenin yanında kaliteli tohumun kullanılmasıyla da yakından ilişkilidir.Tohum ıslahı, melezleştirme ve iyi tohumların seçilmesi şeklinde yapılır.Tohum Islahı İstasyonları,devlet Tarım İşletmeleri ve Ziraat Fakülteleri tohum ıslahı ile uğraşan kuruluşlardır.

Zirai Mücadele:Hastalık ve haşerelerin üretimde zaman zaman % 20 - 30 civarında verim düşüklüğüne neden olduğu görülmüştür. Türkiye’de zirai mücadele ile tarlalardaki yabancı otların gelişmesi önlenmekte ve haşerelerin çoğalmasına imkân verilmemektedir. Böylece verim düşüklüğünün önüne geçilmektedir.Ancak ilaçlamanın bilinçli şekilde yapılması gerekir.

Makineleşme:Toprakların kısa sürede ve zamanında sürülmesi, hasadın zamanında yapılabilmesi günümüzde makineleşme ile mümkündür.
Ülkemizde makineleşme ile birlikte;
Çayır ve mera alanları sürülerek tarım alanları genişlemiş,
Tarım ürünlerinin üretim miktarında ve veriminde artışlar olmuş,
Tarım da insan ve hayvan gücüne duyulan ihtiyaç azalmış ve ortaya çıkan işsizlik köyden kente göçe neden olmuştur.

Çiftçinin Eğitimi:Günümüzde tarım, modern aletler, kaliteli tohum ve hassas ilaçlar kullanımıyla yapılmaktadır. Bütün bunlar çiftçinin eğitimini gerektirmektedir. Ülkemiz genelinde çiftçilerin eğitim düzeyi düşüktür.

Pazarlama:Ürünlerin üretimi kadar, ürünlerin iyi fiyatlardan satılması da önemlidir.Pazarlama amacıyla çeşitli ürünler için kooperatifler kurulmuştur.Devlat bazı ürünlerde çiftçiyi korumak için destekleme alımları yapmaktadır.

Tarımı Destekleyen Kuruluşlar:Tarım ürünlerinin toplanması, pazarlanması ve işlenmesi yönüyle çiftçilerin desteklenmesi gerekmektedir. Türkiye’de tarıma destek sağlayan çeşitli kuruluşlar bulunmaktadır.Tarım Bakanlığı,Ziraat Bankası,tarım Kredi ve Satış Koperatifleri,Türkiye Zirai Donatım Kurumu,Devlet Üretme Çiftlikleri,Çaykur,Tekel,Toprak Mahsulleri Ofisi,Tariş,Çukobirlik, Antbirlik,Fiskobirlik,Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri tarımı destekleyen ve tarımla ilgilenen kuruluşlardır.

Tarımın Türkiye Ekonomisindeki Yeri
1.Nüfusun büyük bir bölümü tarımsal faaliyetlerle geçimini sağlar. Ulusal gelirin ¼ ini tarım sektörü karşılar. İhracatımızda önemli bir paya sahiptir. 
2.Türkiye’deki endüstri tesislerinin büyük bölümü tarımsal maddeleri hammadde olarak kullanır. Sanayinin gelişmesinde büyük önem taşır. 
3.İhracatımızda fındık, turunçgiller, tahıllar, meyve ve sebzeler, pamuk, tütün, yağ bitkileri, zeytin ve çay gibi tarım ürünleri önemli yer tutar.
4.Artan nüfusumuzun gıda ihtiyacını karşılaması için önemlidir.

 Türkiye’de Hayvancılık
-Türkiye hayvan sayısı bakımından Dünya’da önemli bir yere sahip olmasına karşın hayvansal ürünlerin üretimi oldukça düşüktür. Verim yükseltmek için yapılacak şeyler şunlardır :
-Hayvan soyları iyileştirilmelidir.
-Mera hayvancılığı yerine, besi ve ahır hayvancılığı yaygınlaştırılmalıdır.
-Suni ve tabii yem üretimi arttırılmalıdır.
-Modern usullerle hayvancılık yapılmalı ve hayvancılıkla ilgili eğitime önem verilmelidir.
-Otlaklar ıslah edilmelidir.
-Hayvancılık yapanlara gerekli krediler verilmelidir.
-Süt kuzu ve dana kesimi önlenmelidir.
-Hayvan Hastalıklarıyla mücadele edilmelidir.

Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvancılığı Etkileyen Etmenler
İklim ve Bitki Örtüsü:Nemli - ılıman iklim şartları ve gür çayırların bulunduğu alanlarda büyükbaş hayvancılık gelişirken;Yarı kurak iklim şartlarının etkili olduğu ve bozkırların bulunduğu alanlarda küçükbaş hayvancılık gelişmiştir.
Yerşekilleri: Yer şekillerinin aşırı engebeli olduğu alanlarda küçükbaş hayvancılık (özellikle tiftik keçisi üretimi) yaygındır.
Hayvan Soylarının Islahı : Türkiye’de yerli ırkın et ve süt verimleri düşük olduğundan başka ülkelerden getirilen damızlık hayvanlarla melez ırklar üretilmektedir.Islah edilen hayvan soylarından elde edilen verim yüksektir.
Otlakların Durumu : Büyük ve küçükbaş hayvancılığın yapıldığı yerlerde hayvanların otlatıldığı alanlara otlak denir. Otlaklar bozkır ve dağ otlakları diye ikiye ayrılır. Bozkır otlakları, yazları sıcak ve kurak geçen yerlerde bulunur. Bu tür otlaklarda en çok küçükbaş hayvan beslenir. Dağ otlakları, yazları serin geçen bölgelerde bulunur. Otlar uzun boylu ve gürdür. Bu alanlarda çoğunlukla büyükbaş hayvan beslenmektedir. Türkiye’deki otlakların yetersiz olması,otlakların doğru kullanılmaması ve aşırı otlatma hayvancılıktaki verimi düşürmektedir.
Yem Üretiminin Arttırılması: Yem üretiminin arttırılması ahır hayvancılığının gelişmesi ve verimin artışını sağlayacaktır.
Üreticiye Teşvik Kredileri Verilmesi: Hayvancılığın ve Ahır hayvancılığının gelişmesini ve üretimin artmasını sağlayacaktır.
Pazarlama: Pazarlama imkanlarının gelişmesi çiftçinin gelirini arttıracak ve bu durum üretimde artışı sağlayacaktır.
Ahır Hayvancılığının Geliştirilmesi: Verim artışını sağlyacaktır.








.........sponsorlu bağlantılar....... ..........sponsorlu bağlantılar........

PAYLAŞ BİZE DE KATKIN OLSUN :)

Facebook Twitter Google+
0 YORUM "11.SINIF COĞRAFYA DERS NOTLARI,KONU ANLATIMI PDF İNDİR"

Back To Top -->