10. SINIF EDEBİYAT 2.DÖNEM 1.YAZILI SORULARI VE CEVAPLARI, 10.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 2.Dönem 1.Yazılı Soruları ve Cevapları.10.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 2.Dönem 1.Yazılı Soruları ve Cevapları, 10.SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 2.DÖNEM 1.YAZILI SORULARI, YAZILI SORULARI,
10.Sınıf Edebiyat 2. Dönem 1. Yazılı Çalışma Kağıdı, yeni müfredata uygun olarak hazırlanmış kapsamlı ve pratik bir kaynak sunuyor. Öğrencilerin sınav öncesinde konuları tekrar etmelerini kolaylaştırırken, aynı zamanda edebiyat bilgisini pekiştirmeyi hedefliyor. Güncel kazanımlara göre düzenlenen bu çalışma kağıdı; hem klasik hem de modern edebiyat konularını dengeli bir şekilde ele alarak öğrencilerin sınavda karşılaşabilecekleri soru tiplerine aşinalık kazandırıyor.
Bu içerik, sadece ezbere dayalı değil; anlamaya ve yorumlamaya yönelik sorularla öğrencilerin düşünme becerilerini de geliştiriyor. Yeni müfredatın gerektirdiği kazanımları dikkate alarak hazırlanan sorular sayesinde, öğrenciler sınavda daha özgüvenli hissediyor. Aynı zamanda öğretmenler için de ders içi tekrar ve ölçme-değerlendirme sürecinde kullanılabilecek pratik bir materyal sunuyor.
Edebiyat dersinde başarıyı artırmak isteyen 10. sınıf öğrencileri için ideal bir çalışma kaynağı olan bu yazılı hazırlık kağıdı, düzenli tekrar yapmak isteyen herkes için faydalı bir rehber niteliğinde. Sınav öncesi eksiklerini görmek, bilgilerini test etmek ve yeni müfredata uyum sağlamak isteyenler için kaçırılmayacak bir içerik.
DERSKONUM.COM ANADOLU LİSESİ 2025-2026 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10.SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 2.DÖNEM 1.YAZILI
10. SINIF 2. DÖNEM 1. YAZILI SORULARI
ÖRNEK ÇALIŞMASI
1 ve 2. soruları aşağıdaki metne göre
cevaplayınız.
Uygur ilinde Hulin adında bir dağ vardı. Bu dağdan Tuğla ve Selenge adında iki ırmak çıkardı. Bir gece bu iki ırmak arasındaki bir ağacın üzerine gökten mavi bir ışık indi. İki ırmak arasında yaşayan halk bunu dikkatle takip ettiler. Bu kutsal ışık ağacın gövdesinde aylarca durdu. Ağacın gövdesi gittikçe kabarıyor, oradan güzel bir müzik geliyordu. Geceleri otuz adım çevresinde bir ışık görünüyordu. Bir gün ağacın gövdesi yarılarak içinden beş çocuk çıktı. Bu çocuklar beş ayrı odacıkta idiler. Ağızları üstünde asılı birer emzikten süt emiyorlardı. Bunlar ışıktan doğmuş kutsal çocuklardı. Halk ve âmirler onlara büyük saygı gösterdiler. Bu çocukların en büyüğünün adı Sungur Tigin, ikincisinin adı Kutur Tigin, üçüncüsü Tükel Tigin, dördüncüsü Ur Tigin, beşincinin adı Bugu Tigin’di. Bunların Tanrı tarafından gönderildiğine inanan Uygurlar, içlerinden birini Hakan yapmayı düşündüler. Bugu Tigin; güzellik, zeka, ve ehliyetçe diğerlerinden üstün olduğundan onu ittifakla hakan seçtiler. Büyük bir şölen yaparak tahta oturttular.
Aradan
uzun bir zaman geçti. Bir gün Uygur tahtına yeni bir hükümdar oturdu. Bu hakan
Çinlilerle yapılan savaşlara bir son vermek için oğlu Galı Tigin’e, Kiyu-Lien
adlı bir Çin prensesi almayı tasarladı. Evlendikten sonra prenses, sarayını Hatun
Dağı’nda kurdu. O çevrede Tanrı Dağı adında başka bir dağ ve güneyinde de Kutlu
Dağ denilen büyük bir kaya vardı. Çin elçileri bakıcılarla birlikte geldiler.
Onlar kendi aralarında dediler ki. “Hatun Dağı’nın saadeti bu kayaya bağlıdır.
Türkleri yıkmak istiyorsak bu kayayı onların elinden almalıyız.” Bunun üzerine
Çinliler, prenseslerine karşılık bu kayanın kendilerine verilmesini istediler.
Yeni hakan, bu isteğin nereye varacağını pek düşünmeden Çinlilerin arzusunu
kabul etti. Hâlbuki bu kutsal bir taştı. Uygur ülkesinin mutluluğu bu kayaya
bağlıydı. Bu tılsımlı taş Türk yurdunun bölünmez bütünlüğünü temsil ediyordu. O
giderse Türklerin bütün saadeti yok olacaktı. Fakat bu kolay götürülecek bir
kaya değildi. Çok büyüktü. Onun için Çinliler kayanın etrafına odun yığıp ateş
yaktılar. Taşı iyice kızdırdıktan sonra üzerine kızgın sirke dökerek
parçaladılar. Parçaları arabalara yükleyip birer birer Çin’e götürdüler.
Olan
o zaman oldu işte. Türk yurdunun bütün kurdu kuşu dile geldi. Kendi dillerince
kutsal taşın düşmana verilişine ağladılar. Yedi gün sonra bu günahı bağışlanmaz
düşüncesiz hakan öldü. Ne var ki onun ölümüyle ülke felaketten kurtulamadı. Bir
Çin prensesi uğruna çekinmeden bağışlanmış olan yurdun bir kayası, Türk
yurdunun felaketine sebep oldu. Halk rahat yüzü görmedi. Irmaklar birbiri
ardınca kurudu. Göllerin suyu buhar olup uçtu. Topraklar yarıldı, ürün yeşermez
oldu. Günlerden sonra Türk tahtına Buğu Han'ın torunlarından biri hakan olarak
oturdu. O zaman canlı cansız, evcil yaban, çoluk çocuk bütün yurtta soluk alan
almayan ne varsa hepsi birden: "Göç! Göç!" diye bağırmaya başladı.
Derinden, iniltili, hüzün dolu, eli böğründe kalmış bir çağrışmaydı bu.
Yürekler dayanmazdı. Uygurlar bunu ilahi emir diye bildiler. Toparlandılar,
yollara düzüldüler. Yurtlarını yuvalarını bırakıp bilinmedik ülkelere doğru göç
etmeye başladılar. Sonra bir yere gelip durdular, orada sesler de kesildi.
Uygurlar, seslerin kesilip duyulmaz olduğu bu yerde kondular, beş mahalle kurup
yerleştiler. Bunun için bu yerin adı da Beş-balıg koydular. Burada yaşayıp
çoğaldılar.
1. Bu metinden yola çıkarak destan türünün
özelliklerini yazınız. (15 Puan)
2. Destanlarda olağanüstü unsurların
kullanılmasının amacı nedir? Açıklayınız. (10 Puan)
3 ve 4. soruları Yalnızlığa Dair adlı
şiire göre cevaplayın.
YALNIZLIĞA
DAİR
Can
yoldaşın olmazsa olmasın
Yalnızım
diye hayıflanmayasın.
Eğilmiş
üstüne gökyüzü masmavi;
Bir
anne şefkatine müsavi;
Üç
adım ötede deniz;
Dosttur,
ne öfkesi ne durgunluğu sebepsiz.
Bir
derdin varsa açabilirsin ağaçlara;
Ağaç
yaprak verir, sır vermez rüzgâra
Ve
kış yaz,
Dalda
kuş eksik olmaz.
Dağ
başında duman.
Yalnızlık
nedir göreceksin öldüğün zaman
CAHİT SITKI TARANCI
3. Şairin
yalnızlığı olumsuz bir durum olarak görmediğini gösteren iki dizeyi yazınız. (5
Puan)
4. Şiirde
yalnızlığın insan üzerindeki etkisi nasıl anlatılmıştır? Şiirden örnek vererek
açıklayınız. (5 Puan)
5. soruyu Harnâme adlı mesneviye göre cevaplayın.
HARNÂME
(...)
74. Bu gün otlakda gördüm öküzler
Gerüben yürür idi gögüzler
75. Her birisi semiz ü kuvvetlü
İç ü tışı yağlı vü etlü
76. Niçün oldı bulara erzânî
Bize bildür şu tâc-ı sultânî
77. Yok mudur gökde ıldızumuz
K’olmadı yir yüzünde boynuzumuz
78. Çün sığırdan eşek nite ola kem
Çün meseldür ki der benî Âdem
79. Har eger hor u bî-temiz oldı
Çünki yük tutar ol aziz oldı
ŞEYHÎ
GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ
(...)
74. Bugün otlakta göğüslerini gererek
yürüyen öküzler gördüm.
75. Her birisi semiz ve kuvvetliydi; içleri
ve dışları yağlı ve etliydi.
76. Bunlara sultan tacı/boynuz neden
layık görüldü (biz de hayvan isek onlardan
farkımız ne); bunu bize bildir.
77. Bizim gökyüzünde (talih) yıldızımız
mı yok ki, yeryüzünde boynuzumuz
olmadı.
78. Eşek sığırdan niçin daha kötü olsun;
insanoğlu bunu atasözü olarak söyler
ki:
79. “Eşek her ne kadar hor ve anlayışsız
ise de, yük çektiği için şerefli ve hürmet
hak eden bir
hayvandır.”
5. Aşağıda verilen ölçütleri Harnâme
mesnevisine göre yazınız. (10 Puan)
·
Konu:
·
Ölçü:
·
Edebî gelenek:
·
Dil ve Anlatım:
6. Yukarıdaki Harnâme mesnevisinin şairi
hakkında bilgi veriniz. (10 Puan)
7,8, ve 9. soruları Bu Şehrin Sokakları
adlı şiire göre cevaplayın.
BU ŞEHRİN SOKAKLARI
Hangi
sokaktan geçsem
Pırıl
pırıldır parke taşları
Ayağın
değsin yeter
Açılır
kapısı cümle güzelliklerin
Kaldırımlar
taş mıdır, çimen midir, bilinmez
Bu
şehirde sokaklar seni düşünür
Bu
sokaklarda evler seninle dolu
Bu
evlerde huzur bir şarkıdır söylediğin
Sen
yürürken bir kilim dokunur kilometreler boyunca
Düşer
kaldırımlara nakış nakış güzelliğin
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
7. Şiirde cansız varlıklara insana ait özellikler
yüklenmiştir. Bu kullanımın şiire kattığı anlamı açıklayınız. (5 Puan)
8. Bu mekânların sevgiliyle ilişkilendirilmesi,
şiirin anlam dünyasını nasıl genişletmektedir? Açıklayınız. (5 Puan)
9. Şiirdeki abartma (mübalağa) örneğini yazınız.
Bu abartının şiirdeki duygu yoğunluğuna katkısını açıklayınız. (5 Puan)
10. Aşağıdaki parçayı okuyunuz ve soruyu
cevaplayınız.
“Başarısızlık
insanı iki yoldan birine sürükler: Ya susar ve köşesine çekilir ya da
başaramadığını küçümsemeye başlar. Oysa insanın asıl büyüklüğü, yapamadığını
inkâr etmekte değil; onu kabul edip yeniden denemektedir. Çoğu zaman insanlar
ulaşamadıkları hedefleri değersiz göstererek kendilerini rahatlatırlar. Böylece
hem başkalarını hem de kendilerini kandırırlar.”
Parçayı aşağıda verilen yönergeye göre
kısa bir hikâyeye dönüştürünüz. (25 Puan)
YÖNERGE:
Hikâyeniz;
·
Metnin
ana düşüncesini yansıtmalı,
·
Yapı
unsurlarına (olay örgüsü, kişiler, mekân, zaman) yer vermeli,
·
Serim,
düğüm, çözüm bölümlerinden oluşmalı,
·
Anlatma
ve gösterme tekniklerinden en az birini kullanmalı,
·
Yazım
ve noktalama kurallarına uygun olmalıdır
.
CEVAP
ANAHTARI
1.
Destan türünün özellikleri (15 Puan)
· Olağanüstü olay ve varlıklara yer verilir (ışıktan doğan çocuklar, kutsal taş vb.).
· Toplumun ortak hafızasını ve değerlerini yansıtır.
· Kahramanlık ve kutsallık ön plandadır.
· Milli ve dini unsurlar içerir.
· Sözlü edebiyat ürünü olup sonradan yazıya geçirilmiştir.
· Tarihi olaylardan esinlenir.
· Anonimdir (ilk söyleyeni belli değildir).
2.
Destanlarda olağanüstü unsurların kullanılma amacı (10 Puan)
Olağanüstü unsurlar, kahramanları yüceltmek, olaylara kutsallık kazandırmak ve toplumun inançlarını yansıtmak amacıyla kullanılır. Destanların etkileyiciliğini artırır ve milletin gücünü, büyüklüğünü simgeler.
3.
Şairin yalnızlığı olumsuz görmediğini gösteren iki dize (5 Puan)
· “Can yoldaşın olmazsa olmasın / Yalnızım diye hayıflanmayasın.”
· “Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara; / Ağaç yaprak verir, sır vermez rüzgâra.”
4.
Yalnızlığın insan üzerindeki etkisi (5 Puan)
Şiirde yalnızlık, doğayla bütünleşme ve huzur bulma olarak anlatılmıştır. Şair, gökyüzünü anne şefkatine benzeterek yalnızlığın aslında insanı kuşatan bir sevgi ortamı sunduğunu ifade eder. Yalnızlık korkulacak değil, anlam kazanılacak bir durumdur.
5.
Harnâme mesnevisine göre ölçütler (10 Puan)
· Konu: Eşeğin öküzleri kıskanması üzerinden toplumdaki adaletsizlik ve kader anlayışının eleştirilmesi.
· Ölçü: Aruz ölçüsü
· Edebî gelenek: Divan edebiyatı
· Dil ve Anlatım: Ağır, sanatlı, mecazlı; yer yer atasözü ve deyimlere yer verilmiş.
·
6.
Harnâme’nin şairi hakkında bilgi (10 Puan)
Harnâme’nin şairi Şeyhî’dir. 15. yüzyıl Divan edebiyatı şairidir. Asıl adı Yusuf Sinaneddin’dir. Germiyan Beyliği döneminde yaşamıştır. Harnâme adlı eseri hiciv türünde yazılmış önemli bir mesnevidir. Dönemin sosyal yapısını eleştirel bir dille yansıtmıştır.
7.
Cansız varlıklara insana ait özellik yüklenmesinin anlamı (5 Puan)
Bu kullanım (kişileştirme), şehri canlı ve duyarlı bir varlık gibi gösterir. Mekân sevgiliyle bütünleşir ve duygular daha etkileyici, sıcak ve samimi bir şekilde aktarılır.
8.
Mekânların sevgiliyle ilişkilendirilmesinin anlamı (5 Puan)
Şehir ve sokaklar sevgiliyle anlam kazanır. Böylece mekân sıradan olmaktan çıkar, aşk sayesinde güzelleşir. Şiirin duygu dünyası genişler ve sevginin her yere yayıldığı vurgulanır.
9.
Abartma (mübalağa) örneği ve katkısı (5 Puan)
Örnek:
“Sen yürürken bir kilim dokunur kilometreler boyunca”
Bu abartı, sevgilinin etkisinin büyüklüğünü gösterir. Duygu yoğunluğunu artırır ve hayranlık duygusunu güçlendirir.
10.
Soru (Hikâye Yazma) Puanlama Ölçütü – 25 Puan
·
Metnin
ana düşüncesini yansıtma 5 Puan
·
Olay
örgüsü, kişi, mekân ve zaman unsurlarına yer verme 5 Puan
·
Serim
– düğüm – çözüm bölümlerinin bulunması 5
Puan
·
Anlatma
ve gösterme tekniklerinden en az birini kullanma 5 Puan
·
Yazım
ve noktalama kurallarına uygunluk 5
Puan
![]() |
| 10. Sınıf Edebiyat 2.Dönem 1.Yazılı Soruları Yeni Müfredat 2026-2027 Ortak Yazılı |
