Değerli edebiyatdersi.com takipçileri,
Türk edebiyatının önemli isimlerinden Orhan Veli Kanık’ın Kitabe-i Seng-i Mezar adlı şiirini, yeni müfredata uygun ve öğretici bir bakış açısıyla sizler için inceledik.
Bu içerikte; şiirin teması, konusu, dili, anlatımı, Garip Akımı ile ilişkisi ve vermek istediği mesajlar sade ve anlaşılır bir şekilde ele alınmıştır. Özellikle 9. ve 10. sınıf öğrencileri, yazılı sınavlara ve ders içi etkinliklere hazırlanırken bu çalışmadan rahatlıkla faydalanabilir.
Hazırlanan inceleme;
✔ ezberden uzak,
✔ yorum ve analiz becerisini geliştiren,
✔ öğretmen ve öğrenci kullanımına uygun,
✔ özgün ve kazanım odaklı
bir içeriğe sahiptir.
Şiiri daha iyi kavramak ve sınavlarda avantaj sağlamak isteyen tüm öğrencilerimizi bu çalışmayı incelemeye davet ediyoruz.
Herkese verimli okumalar ve başarılar dileriz.
Hazırlayan: Mustafa ŞAHİN
Kaynak: edebiyatdersi.com
ORHAN VELİ KANIK
Kitabe-i Seng-i Mezar ŞİİR İNCELEMESİ KISA KISA
1. Şair ve Dönem
Orhan Veli Kanık, Garip Akımı’nın kurucularındandır. Bu akım;
-
Ölçü ve kafiyeyi reddeder,
-
Günlük konuşma dilini şiire taşır,
-
Sıradan insanı ve günlük yaşamı konu edinir,
-
Mizah ve ironiye sıkça yer verir.
Kitabe-i Seng-i Mezar şiiri, Garip anlayışının en belirgin örneklerinden biridir.
2. Şiirin Konusu
Şiirde, sıradan bir insan olan Süleyman Efendi’nin ölümü anlatılır. Ancak ölüm, acı ve dramatik bir olay olarak değil; ironik, alaycı ve sade bir dille ele alınır.
3. Tema (Ana Duygu)
-
Hayatın sıradanlığı
-
İnsanın değersizleştirilmesi
-
Toplumsal vurdumduymazlık
-
Ölüm karşısındaki kayıtsızlık
Şair, ölüm gibi ciddi bir olayı bile sıradanlaştırarak insanın hayattaki yerini sorgulatır.
4. Şiirin Özeti
Süleyman Efendi yaşamı boyunca kimseye pek zararı dokunmamış, sıradan bir insandır. Ancak öldüğünde bile insanlar onun ölümüne fazla önem vermez. Şair, mezar taşı yazısını andıran bir anlatımla, toplumun bireye verdiği değeri hicveder.
5. Şiirin Yapısı
-
Nazım birimi: Serbest dizeler
-
Ölçü: Serbest ölçü
-
Kafiye: Yok
-
Nazım türü: Serbest şiir
Garip akımının biçim anlayışına uygun olarak kuralsızlık bilinçli bir tercihtir.
6. Dil ve Anlatım
-
Sade ve günlük dil kullanılmıştır.
-
Konuşma dili hâkimdir.
-
Süslü söyleyişlerden kaçınılmıştır.
-
Mizah ve ironi ön plandadır.
“Yazık oldu Süleyman Efendi’ye”
dizesi, şiirin en çarpıcı ve ironik ifadesidir.
7. Söz Sanatları ve Anlatım Teknikleri
-
İroni (alay): Ölüm gibi ciddi bir olayın hafif bir üslupla anlatılması
-
Hiciv: Toplumun bireye ve ölüme yaklaşımı eleştirilir
-
Dolaylı anlatım: Açıkça eleştirmek yerine sezdirerek eleştirme
8. Şiirin Mesajı
Toplum, sıradan insanları yaşarken de ölürken de önemsemez. İnsan, çoğu zaman yalnızca yaşadığı sürece değil, öldüğünde de yalnızdır. Şair bu gerçeği trajik değil, ironik bir dille sunar.
9. Garip Akımı ile İlişkisi
✔ Ölçüsüz ve kafiyesiz
✔ Günlük konuşma dili
✔ Sıradan insan
✔ Mizah ve alay
✔ Geleneksel şiire karşı duruş
Bu yönleriyle şiir, Garip Akımı’nın manifestosu niteliğindedir.
10. Genel Değerlendirme
Kitabe-i Seng-i Mezar, Orhan Veli’nin şiirde devrimci tavrını ve toplumsal eleştirisini en net biçimde ortaya koyan şiirlerden biridir. Okuyucuyu güldürürken düşündüren, basit görünen ama derin anlamlar taşıyan bir eserdir.
Kitabe-i Seng-i Mezar ŞİİR İNCELEMESİ DETAYLI İNCELEME
dönem 1940-1960 arasıdır. bu dönemde toplum biraz yoksul durumdadır. Savaş yıllarıdır. Millet zor durumdadır. Maddi olarak yokluk içindedir. Şiirde de bunu görmekteyiz.
Bunun dışında kültürel bazı ögeler de var. Örneğin ölen birinin elbiselerini başkasına verme gibi.
Kitabe-i Seng-i Mezar Orhan Veli’nin en sevdiğim şiirlerinden biridir. Konu ölüm olmasına
rağmen ünlü şair Orhan Veli Kanık öyle güzel anlatmıştır ki… Günlük dili öyle güzel yedirmiştir
ki şiirine sanki karşılıklı sohbet ediyormuş hissine kapılıyor insan. Üç bölümden oluşan şiir
yazıldığı dönemde yazarın kendine has üslubundan dolayı garipsenmiştir.
Hiçbir şeyden çekmedi dünyada,
Nasırdan çektiği kadar’
Hatta çirkin yaratıldığından bile,
O kadar müteessir değildi
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Yazık oldu Süleyman Efendiye (Bütün Şiirleri, s.45)
Mısraları ile başlıyor şiir. Süleyman Efendi o zaman ki şiirlerde geçen önemli kişilerin aksine
halktan biri. Kendi hâlinde, kendi sorunları ile ilgilenenin, okumamış biridir. Bence şair burada
halkın durumunu da Süleyman Efendi üzerinden gözler önüne sermiştir. 1938-1941 yılları
arasında yazılan şiir, dönemine bakıldığında ülkenin savaştan yeni çıkmış zamanına denk
gelmektedir. Hâliyle halk fakir ve cahildir. Toplum hakkında da dolaylı yoldan bilgi veren bir
şiirdir.
İkinci bölümde ise Orhan Veli
Uyanmayıverdi.’ (Bütün Şiirleri, s.46)
Mısraları ile ölümü çok basit ve güzel bir dille anlatmıştır. Şair herkesin bir gün ölümü
tadacağı gerçeğini ve ölümün kaçınılmaz olduğunu, vurgulamıştır.
Haklarını helal ederler elbet’ (Bütün Şiirleri, s.46)
Mısraları ile toplumun değer yargıları hakkında fikir sahibi olmamıza yardımcı olmuştur.
Toplumdaki ölen kişiye olan saygıyı gözler önüne sermiştir.
’Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir rüzigâr ki,
Kendi gitti
İsmi bile kalmadı yadigâr.(Bütün Şiirleri, s.47)
Üçüncü bölümde ki bu dizelerde şair ölümü rüzgâra benzetmiştir. Rüzgâr ölen kişiyi götürmüş ve geride hiç bir şey bırakmamıştır. Geriye kalan sadece yakınlarının hafızalarında kalan anılardır. Bu dizelerle beraber malın ve mülkün ne kadar değersiz olduğunu bir kez daha anladım. Geride bırakacağımız sadece anılar varken, fazladan mülk sahibi olmaya çabalamak gereksizdir. Sürekli daha fazla mal ve mülke sahip olmak adına sevdiklerimizle geçirdiğimiz zamandan kısıp, para kazanmaya çalışmaktayız. Ancak bu dünyadan bir rüzgârla gideceğimiz
zaman yanımızda götürebileceğimiz hiçbir şey olmayacak. Biriktirmemiz gereken tek şeyin anılarımız olması gerektiği inancındayım. Ölürken arkamızda dolu dolu yaşadığımız, sevdiklerimizle birlikte çokça zaman geçirdiğimiz bir yaşam bırakmalıyız. Bu yüzden yakınlarımızla elimizden geldiğince fazla ve verimli zaman geçirmeliyiz.
Bu düşünceler içinde şiiri okumaya devam ettikçe yazarın son dizelerde çok güzel bir şekilde şiiri özetlemiş olduğunu gördüm. ’Ölüm Allah’ın emri, Ayrılık olmasaydı.’ Mısraları ile biten şiirde ana konular olan ölümün kaçınılmazlığı ve geride bırakılan acı güzel bir şekilde
anlatılmıştır.
Şiirde en çok sevdiğim noktalardan biri dilin sadeliği ve basitliğidir. Genelde şiirlerde bulunan ağır dilin aksine gündelik bir dil kullanılması şiiri sevmemdeki en önemli faktörlerden biri. Özellikle ‘Mesele filan değildi öyle, To be or not to be kendisi için ‘(Bütün Şiirleri, s.46) gibi
dizeler alışık olduğum şiir kalıplarından çok farklı olmasından dolayı ilgimi çekmeyi başarmıştır. Şairin anlatış tarzında ki hafif alaycı tavır da şiiri okurken bir sohbet havası oluşturduğu için ayrıca hoşuma gitmiştir.
Bu şiir, her okuyuşumda bir burukluk bırakır bende. Ölümün her insana aslında ne kadar da yakın olduğunu hatırlatır her bir dize. Ve her okuyuşumda hayata daha sıkı bir şekilde sarılmam gerektiğini öğretir. Dert ettiğimiz problemlerin ne kadar boş ve gereksiz olduğunu
fark etmemi sağlar. Bir ders niteliği taşındığından, Orhan Veli Kanık’ın bu şiiri benim için çok özeldir. Herkesin kendine bir hayat dersi çıkaracağını düşündüğüm bu şiiri, okumayan herkese tavsiye ederim.
Bibliyografik Künye
• Orhan Veli, Bütün Şiirleri, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2003

