1960 Sonrası Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Hikaye

..........sponsorlu bağlantılar......... .........sponsorlu bağlantılar.......
.........sponsorlu bağlantılar....... .........sponsorlu bağlantılar.......



1960 Sonrası Cumhuriyet Dönemi Hikayesi Özellikleri ve Temsilcileri
1960 Sonrası Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Hikaye,1960 Sonrası Türk Edebiyatında Hikaye,1960 Sonrası Hikayesi,1960 sonrası türk hikayesi
1960 sonrası hikaye yazarları
1960 sonrası hikaye özellikleri maddeler halinde
1960 sonrası türk hikayeciliği özellikleri
1960 sonrası türk hikayeciliği konuları
cumhuriyet dönemi hikaye 1923 1940
cumhuriyet dönemi hikaye özellikleri maddeler halinde
1940-1960 yılları cumhuriyet döneminde hikaye

1960 Sonrası Türk Edebiyatında Hikâye
*Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren hikâyeciliğimizin öncü isimleri Memduh Şevket Esendal, Sait Faik Abasıyanık, Sabahattin Ali, Haldun Taner gibi sanatçılar olmuştur. Bu sanatçıların açtığı yollar; birçok yazarın yeni ürünleriyle çeşitlenmiş, zenginleşmiş ve hikâye sanatının nitelikli örneklerinin derskonum.com verilmesine zemin hazırlamıştır.
*1950’lerden sonra özellikle şekil yönünden yenilikler ve tema çeşitliliği, hikâye dünyamızda büyük gelişmeler oluşturmuştur.
*1960’lı yıllara gelindiğinde önceki yılların birikimine,e sosyal-siyasi gelişmelere bağlı olarak Türk hikâyeciliğinde önemli gelişmeler görülür.
*Bu dönemde hikâye türünde eser veren yazar sayısı artar, farklı eğilimleri yansıtan eserler kaleme alınır.
*Türk hikâyeciliğinde tema ve kurgu bakımından tamamıyla yenilikçi gelişmeler yaşanır. Temalar da çeşitlenir.
*Toplumcu gerçekçi anlayışla işçi, köy, kasaba ve şehirlerde yaşayan insanların sorunları, Almanya’ya işçi göçü gibi konular işlenir.
*Bireyin iç dünyasını esas alan eserler de verilmeye devam eder.
*Toplumun farklı kesimlerini temsil eden kişiler üzerinde durularak daha çok bireyin çevresiyle ve toplumla olan uyumsuzluğu, bu uyumsuzluğun neden olduğu yabancılaşma ve yalnızlık duygusu üzerinde durulur.
*Toplumsal konular olarak da köylülerin, işçilerin kenar semt halkının sorunları sürerken, kadın-erkek ilişkilerinin cinsellik açısından ele alındığı, 27 Mayıs'ı hazırlayan olayların 12 Mart'ın öykülere yansıdığı görülüyor.
*Geleneksel anlatımın dışında gelişen bir sanat anlayışı ortaya çıkmıştır
*Türk hikâyeciliğinde varoluşçuluk akımı etkili olur.
*Hikâye yazarlarının değişmeyen ortak özellikleri, alışılagelmiş tema ve kurgulardan sıyrılarak yeni arayışlara yönelmeleridir. Yeni ifade yolları arayan ve farklı teknikleri eserlerinde kullanmaya çalışan sanatçılar, edebiyatta modernist anlayışla ürünlerini vermeye başlamışlardır.

Bu dönem hikayesinde farklı eğilimler görülür kabaca bu eğilimler şu şekilde:
*50 Kuşağının Varoluşçu Bunalımını İçeren Hikayeler
*50 Kuşağının İçinden *Yükselen Kadın Duyarlılığı
*Köy Enstitüsü Hikayeciliği
*Halkçı Mizah
*Muhafazakar Söylem
*Politik Söylem
*Sosyal- Psikolojik Öykü
*Göç ve Gecekondu Sorunsalı
*Muhafazakar Söylemin İslami Duyarlılığa Dönüşmesi
*Sait Faik Çizgisini Sürdürenler
*Bölgesel Sorunları İşleyenler
*Postmodern Çizgide Eser Verenler
*Postmodern Çizginin Yanı Sıra Doğu *Çizgisini Hikayeye Ekleyenler
*Kentçi Milliyetçi Tutum






60 Sonrası Önemli İsimler:
Mehmet Seyda, Leylâ Erbil, Füruzan, Bilge Karasu, Adalet Ağaoğlu, Yusuf Atılgan , Oğuz Atay, Tomris Uyar, Sevinç Çokum, Mustafa Kutlu , Rasim Özdenören, Sevgi Soysal, Sevim Burak, Nedim Gürsel, Necati Tosuner, Orhan Dur, Talip Apaydın, Sevgi Soysal, Ferit Edgü, Selim İleri vs.

                1970’li Yıllar
1970’li yıllarda ise dönemin önemli siyasi ve toplumsal olayları Türk hikâyeciliği üzerinde etkili olur. Yazarlar bu dönemde ideolojilerini ön plana çıkaran eserler verirler. Hikâyelerde daha çok siyasi, toplumsal ve günlük konular ele alınır.  derskonum.com Türk hikâyeciliği, yeni hikâyecilerin ve usta yazarların kaleme aldığı yeni eserlerle çeşitlenir, zenginleşir.
Bu dönemde Adalet Ağaoğlu, Tomris Uyar, Füruzan gibi yazarlar toplumcu gerçekçilik anlayışıyla hikâyeler yazarken Mustafa Kutlu, Sevinç Çokum, Rasim Özdenören gibi yazarlar, dinî ve millî duyarlılıkları yansıtan hikâyeler kaleme alırlar.

                1980’li Yıllar
1980’li yılların başında Türkiye’de yaşanan önemli siyasi ve toplumsal olaylar edebiyat dünyasını derinden etkiler, sanatçılar yeni arayışlara girer. Özellikle siyasi darbe sanatçıları toplumdan koparır ve iç dünyalarına yöneltir.Dönemin sanatçıları; toplumsal sorunlardan uzaklaşır, bireyin kendi içindeki gerçekleri daha fazla öne çıkararak bireysel temaları ele alırlar. Yeni ve farklı bir hikâye dili oluşturarak gözleme dayalı bir olayı ve durumu anlatmak yerine şiirsel, bölük pörçük, denemeyi andıran hikâyeler kaleme alırlar. Bu hikâyelerde
kendini merkeze yerleştiren yazar; dünyayı, çevreyi kendine göre yorumlar.
Bu dönemde 1980’den önceki kuşaklardan gelen hikâye yazarlarının yanı sıra Murathan Mungan, Cemil
Kavukçu, Ayfer Tunç, Murat Gülsoy, Murat Yalçın, Nalan Barbarosoğlu, Özcan Karabulut, Müge
İplikçi, Nazan Bekiroğlu gibi yeni yazarlar da dil ve anlatım biçimi, konu ve kurgu bakımından
özgün eserler verirler.
               
                1980 Sonrası
1980 sonrasındaki sosyal ve siyasi gelişmelerden etkilenen Türk hikâyeciliğinde yeni bir dönem başlar.
Pek çok hikâye yazarı, toplumsal gerçekçilikten uzaklaşarak bireyin iç dünyasına yönelir. derskonum.com 
Farklı kurgu teknikleri ile eserlerini kaleme alırlar.
Teknolojinin getirdiği yenilikler insandaki etkisinden ötürü eserlerin içeriği çok değişmiştir.

Modernizm Nedir ?
                Modernizm, bütün dünyada yankılar uyandırmış bir sanat-edebiyat akımıdır. “Modernizm”i kısaca “geleneksel olanı reddetme tavrı” olarak tanımlayabilir, bu anlamda modernizmi benimseyen hikayeci ve romancıların geleneksel ve yerleşik roman anlayışını reddettiklerini söyleyebiliriz. Modernizmin doğuşunda 1.ve 2.Dünya Savaşları’nın insanlık üzerindeki yıkıcı etkileri büyük rol oynamıştır. İnsan, yaşadığı dünyada hep acılarıyla baş başa kalmış ve yalnızlıktan kurtulamamıştır. Öyleyse insanın bu durumunu anlatmak gerekir. Modernist yazar, gerçekten, düşten, bilinç ve bilinçaltından birer tutam alarak hepsini beraberce yoğurur ve hikayesini biçimlendirir. derskonum.com 
              



derskonum.com
12.SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSNOTLARI 


Yine modernist yazarlar, geleneksel romancıların aksine kişilerin iç dünyalarını romanlarına katmayı ve “dün-bugün-yarın”dan oluşan zaman zincirini kırmayı hedefler. Artık yolculukları “dış”a değil “iç”e yöneliktir. Karakterlerin anılarını ve bilgilerini, kafalarından neler geçtiğini, dillerinden dökülmeyip kalplerine gömdüklerini okuyucuya aktarmayı amaçlarlar. derskonum.com 
Modernist romanlarda neden-sonuç ilişkisi ortadan kalkmıştır. Roman, en baştan başlamak veya belirli bir sonla bitmek zorunda değildir. Yazar, insan dışındaki dünyayı yalın biçimde yansıtmaktan kaçınır; geleneksel anlatımın dışına çıkar, yer yer alegorik anlatımdan yararlanır, sözcüklerin çağrışım gücünden yararlanarak şiirsel bir dil kullanır.
                Modernist yazarların temsilciliğini Franz Kafka, Albert Camus, J.P. Sartre yapmaktadır.
                Modrnizmde  varoluşçuluk etkileri görülür.
Burjuva toplumuna karşı isyancı yaklaşımı destekleyen varoluşçuluk, eserlerde özellikle küçük burjuva aydınının ruhsal bunalımlarının işlenmesine neden olmuştur. Modernist edebiyat bu yüzden “bunalım edebiyatı” olarak da adlandırılmıştır.
“Modernizm”i esas alan eserlerde;
İnsan, karmaşık bir varlık olarak sunulur.
Bireysellik ve bireyin kozmik yalnızlığı anlatılır.
Bireysel ve toplumsal huzursuzluk geniş biçimde işlenir.
İnsanın geleneklere isyanı ve toplumdan kaçışı ele alınır.
Modernizmi Esas Alan Eserlerin Özellikleri
*Bireyin bunalımları, toplumla çatışmaları ve huzursuzlukları anlatılır.
*Eserlerde “bilinç akışı” tekniği kullanılır; diyaloglara ve hikaye etmeye pek yer verilmez.
*Kişilerin psikolojik özellikleri ön plandadır, toplum içindeki statü ve rolleri pek önemsenmez.
*Anlatımda geleneksel yapı reddedilir.
*Klasik romanda temel alınan “olay, karakter ve çevre” unsurları önemsizleştirilmiş; “simge, imge ve bakış açısı” gibi öğeler öne çıkarılmıştır. derskonum.com 
*Anlatımda sıradan bir zaman akışı kullanılmaz, anlatı kişisi aynı zaman dilimi içinde değişik zaman dilimlerini yaşar.
*Bu eserlerde insan duygu, düşünceleriyle karmaşık ve çok yönlü bir varlık olarak tanıtılır.
*Dil ve anlatımda geleneksel tekniklerin dışına çıkılır, anlatıcı birey bilinciyle kendi “ben”ini öne çıkarır.
*Anlatımda şiirsel bir söyleyiş amaçlanır.
*Bireysel yalnızlık ve toplumdan kaçış eserlerde işlenen kahramanların karakteristik özelliğidir.
*Olayın temel alındığı anlatılarda “çağrışım”a çok yer verilir.
*Alegorik (simgesel) bir anlatım görülür.
*Geleneksel tekniklerin dışına çıkılarak bilinç akışı,iç konuşma, iç çözümleme,parodi,pastiş,geriye dönüş gibi anlatım teknikleri kullanılmıştır.
Batı edebiyatında bu türün önemli temsilcileri şunlardır:
James Joyce, Robret Musil, Virgina Wolf, Henry James, Marcel Proust
Türk edebiyatında önemli modernist sanatçılar ise şunlardır:
Sait Faik Abasıyanık, Ferit Edgü, Bilge Karasu, Yusuf Atılgan, Orhan Pamuk, Fürüzan, Oğuz Atay, Rasim Özdenören, Adalet Ağaoğlu, Vüs’at O. Bener, Nezihe Meriç, Elif Şafak


.........sponsorlu bağlantılar....... ..........sponsorlu bağlantılar........

PAYLAŞ BİZE DE KATKIN OLSUN :)

Facebook Twitter Google+
0 YORUM "1960 Sonrası Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Hikaye"

Back To Top -->