sponsorlu reklam Admatic -sponsor

Sanat ve Edebiyatın İnsan Hayatındaki Yeri ve Önemi

Sanat ve Edebiyatın İnsan Hayatındaki Yeri ve Önemi
İnsan yapısı gereği sadece maddi  olanaklar ve beklentiler içerisinde yaşayan bir varlık değildir. İnsan temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra devreye kişinin manevi ihtiyaçları girer. Bu nedenle sanat ve edebiyatın insan hayatındaki yeri büyük önem taşımaktadır.
İnsan sanat ve edebiyat sayesinde kendini ifade edebilme, hissettiklerini ve düşündüklerini diğer insanlar ile paylaşabilme imkânı bulmaktadır. Edebiyat sanat dallarından bir tanesidir ve tüm sanat dallarında olduğu gibi kişinin kendini ifade etme isteğinden doğmaktadır. Edebiyat etkili söz söyleme sanatıdır ve edebiyatçının sanatını ortaya koyarken kullandığı malzeme dildir. Kişi dil ile birlikte hissettiklerini ve düşündüklerini etkili ve edebi bir şekilde anlatır ve böylece yarınlara kalabilme imkânı yakalar. Büyük sanat eserleri ortaya koymuş olan sanatılar eserleri sayesinde kalıcılığı yakalar ve ölümsüz hale gelebilir.
Bir toplumu başarıya götüren ve o toplumun gelişmişliğini gösteren en önemli etkenlerden bir tanesi sanattır. Sanatsız bir toplum kültürünü geliştiremez ve zenginleştiremez. Bu nedenle sanat da edebiyat da toplumlar ve bireyler için büyük önem taşımaktadır.





Edebiyatımızın Hayatımızdaki Yeri ve Önemi

Edebiyat bir anlatım biçimidir. Düşünce ve duygulan güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanır. İnsan yaşantılarını anlatan her metin edebiyat yapıtı değildir. Konu tartışmalı olmakla birlikte, asıl amacı estetik tat vermek değil, bilgi vermek ya da inandırmak olan yapıtlar (teknik ve bilimsel kitaplar, gazete yazılan, reklam metinleri, propaganda yazıları vb) genellikle edebiyatın kapsamı dışında bırakılır. Bir metnin edebiyat yapıtı, sayılması için sanat değeri taşıması gerekir! Ama bu değeri tanımlamak kolay değildir. Edebi değeri olan bilimsel metinlere rastlanabildiği gibi, sanat katına yüksele-meyen şiirler de vardır. Bunlara şiir değil, manzume denir.

Edebiyatın tanımı ve kapsamıyla ilgili tartışmalar, estetik kuramının alanına girer. İlk sistemli estetik felsefesinin kurucusu olan
Kant'a göre, bir metnin sanat sayılabilmesi için "çıkar gözetmemesi", başka bir deyişle kendi dışında hiçbir amaç taşımaması gerekir. Bütün sanatlar gibi edebiyat da bu bakımdan oyuna benzetilebilir. Oyunun kendi dışında hiçbir amacı yoktur, yalnız zevk almak için oynanır ve biter. Bu yaklaşım, edebiyatı öteki insan eylemlerinden ayıran çok önemli bir noktayı vurgulamakla birlikte, iki yönden eleştiriye açıktır. Birincisi, fazlaca "hazcı" bir yaklaşımdır; edebiyat yapıtlannın içerdiği "doğruluk" boyutunu, aydınlanma yanını ihmal etmektedir. İkincisi, yeterince tarihsel değildir; geçmişte edebiyat dışı sayılan bazı metinlerin zamanla edebiyat kapsamı içine alındığını, bazılarınınsa edebi değer ve işlevini yitirdiğini göz önünde tutmamaktadır. Oysa bütün insan ürünleri gibi sanat da ölümlüdür.Edebi türlerin en "edebi", en katışıksız, en yoğun olanı lirik şiirdir. Estetik haz vermenin ötesinde hiçbir amaç taşımaz. Ama bu estetik hazzın içinde derin, karmaşık ve dile getirilmesi güç bir insani gerçeklikle karşılaşmanın verdiği heyecan da vardır.Yoğunluk ve katışıksızlık açısından lirik şiiri destan, eleji, ağıt, mesnevi, dramatik şiir ve
felsefe şiiri gibi manzum türler izler. Bunlar genellikle firik şiirden daha uzun ve daha gevşek dokuludur. Roman, 
18.yüzyılda gelişen ve 19.yüzyılda öne çıkan bir türdür. Kaynaklan açısından en zengin edebi biçim olduğu söylenebilir.
Destan, masal ortaçağ romansları, deneme ve felsefi metin gibi daha eski biçimlerin hepsi romanı beslemiştir. Ama günümüzde satışa çıkan romanlann büyük bölümü edebiyat yapıtı sayılmaz; estetik zevk vermek için değil, oyalamak ve eğlendirmek için yazılmışlardır.
Seyahatname, gezi notları, anı,
otobiyografi, günlük ve mektup gibi kişisel metinler, genellikle edebiyat ile belgeseli ayıran çizginin iki yanında yer alır. Üsluplarının yetkinliği ve içeriklerinin zenginliğiyle büyük edebiyat yapıtı katma yükselenler olduğu gibi, "gazete yazısı" ve "anı defteri" düzeyinde kalanlan da vardır. Birçok kişisel metin, edebi değerinden çok, yazan konusunda özel bilgiler vermesi yüzünden ilgi çeker. Öte yandan, kolay kolay hiçbir türe sokulamayan ve üslup kaygısı gözetilmeden yazıldığı halde okurlara estetik bir doyum sağlayan metinler de vardır;

20. yüzyıl edebiyatında dışavurumculuk, dadacılık ve gerçeküstücülük gibi akımlann ürünleri genellikle bu türdendir.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski

sponsor reklamı

SPONSOR REKLAMI

derskonumesnk