DERSKONUM.COM


SÖYLEV NUTUK KONU ANLATIMI ÖZELLİKLERİ TÜRLERİ HAKKINDA BİLGİ

..........sponsorlu bağlantılar......... .........sponsorlu bağlantılar.......
.........sponsorlu bağlantılar....... .........sponsorlu bağlantılar.......

Söylev () Türünün Özellikleri
(Tarihi Gelişimi ve Temsilcileri)
http://resim.bilgicik.com/ogrenci.jpg


NUTUK TÜRÜ VE ÖZELLİKLERİ

Söylev nedir?, Söylev türleri, Söylevin özellikleri


Nutuk kelimesi Arapçadan dilimize girmiştir. Arapçada “nutk” kökünden türetilmiş bir kelime olan nutuk günümüzde “söylev” olarak adlandırılmaktadır. Bu kelime coşkun, söz tiradlı söz, kuvvetli söyleyiş anlamlarında kullanılmaktadır.
Küçük ya da büyük bir insan topluluğu önünde coşkulu bir dille konuşmalara, bu konuşmalara ait metinlere “söylev” denilmektedir. Söylevde sıradan bir konu dahi uygun bir üslupla kalabalıkları coşturmaya yetecektir. Söylevler amaçlı konuşmalardır. Bu amaç kalabalıkları coşturarak söylevcinin düşüncesini ve inancını insanlara kabullendirmektir. Söylev türü hitabet sanatından ayrı düşünülemez. İyi bir söylev iyi bir hitabete bağlıdır. Böylelikle söylevlerde konuşma, ifade gücü, hitabet yeteneği konunun önüne geçmektedir.
Söylev türünde ifade özgürlüğü söylevin etki gücünü artıracaktır.

Söylev Türünün Özellikleri:

1-         Söylevlerde coşkulu bir dil kullanılır.
2-         Dil alıcıyı harekete geçirme işlevinde kullanılır.
3-         Söylevlerde hitabet gücü önemlidir.
4-         Söylevler genellikle siyasi ve askeri konulu metinlerdir.
5-         Söylevlerde cümleler kısa tutulur.
6-         Söylevlerde sık sık özlü sözlere yer verilir.
7-         Söylev metinlerinde anlatıcının tavrı özneldir.
Söylevler amaçları yönü ile türlere ayrılır. Söylev türleri şunlardır: Askeri- Siyasi söylev, dini söylev, hukuki söylev, akademik söylev.

a-         Askeri – Siyasi söylev:
Meclislerde, siyasi amaçlı yapılan toplantılarda, vakıf, dernek, birlik, oda, baro gibi toplumsal ve ekonomik kuruluşların toplantılarında yapılan siyasi, yönetimsel içerikli konuşmalara denir. Bu söylev türü türler arasında en yaygın olanıdır. Eski dönemlerde kralların savaş öncesi yaptıkları coşkulu konuşmalar siyasi söylev türündedir.
b-         Dini söylev:
Kalabalıkları coşturmak için yapılan konuşmalarda kavram, olgu ya da olayların din ile temellendirilip aktarıldığı konuşmalardır. İbadethanelerde, dini vakıf ve dernek benzeri mekanlarda yapılan bu tür konuşmalar dini söylev olarak değerlendirilir. Mehmet Akif Ersoy’un çeşitli Anadolu coğrafyalarında yaptığı konuşmalar bu türdendir.
Kurtuluş savaşı yıllarında çeşitli halk toplantılarında yapılan konuşmalar bu türdendir. Örnek için Halide Edip Adıvar’ın “Sultanahmet Mitingi”nde yaptığı konuşma metnine bakınız.
c-          Hukuki söylev:
Hukuksal davalarda hakim ve savcıların ya da sanık ile avukatların yaptığı konuşmaların bazıları hukuki söylev olarak değerlendirilir. Özellikle sanık avukatlarının olay ve durumları açıklarken kullandıkları hitabet şekline denilmektedir. Edebiyatta farklı edebi türlerde hukuki söylev olayları dramatik hale getirmek için kullanılmaktadır. Necip Fazıl Kısakürek “Reis Bey” adlı eserinde bu söylev türünü ustalıkla kullanmıştır:
Hukuki söylev örneği:
“Sanık parmaklığı içinde ve ayakta, Reis bey.. Kravatlı... Gerisinde, sağlı, sollu iki jandarma... Solda, avukat masalarında, Birinci ve ikinci Avukatlar.. Kapıda Mübaşir... Sağda, kürsüsünde, savcı.. Dinleyiciler yeri tıklım tıklım dolu.. Ön sıralarda, Dadı, Katil, Kumarhane Garsonu, Hapishane Müdürü, Yeldirmeli Kadın, Taşralı Müşteri, Köylü Bitirim yeri tipleri, Sivil Komiser ve her sınıf ve kılıktan renk renk insan.. Ön planın sağ ve sol uçlarında gazete fotoğrafçıları.... Görünmeyen bir yerde çalışan daktilo makinasının sesi... Daktilo makinası durur. Reis Bey, cepheye görünmeyen hakimlere karşı...)
GÖRÜNMEYEN HAKİMİN SESİ- izah ediniz! Bu tezi
REİS BEY — Merhamet!.. Lügat kitabında bir kelime! Onu öğretmek.. İnsanlara acımayı belletmek.. Acımanın usullerini, ana mektebi programına eş yürütmek... Bütün cemiyeti mahşer arsasına benzer, bir acıma ve bağışlama zemininde toplamak, oradaki bir milyon bacalı, bilmem kaç milyon çarklı merhamet kombinasında çalıştırmak.. (Durak) İnsanda kötülük iktidarını döve döve pekleştirmek yerine, hohlaya hohlaya yumuşatmak, insanı kötülüğe iktidarsız kılmak..
GÖRÜNMEYEN HAKİMİN SESİ — Buna bir hayal mi, hezeyan mı, ne gözle bakıyorsunuz?
REİS BEY — Kaskatı bir gerçek gözüyle bakıyorum! Boyuna fedakarlık, durmadan fire isteyen, hatta sermayeyi tehlikeye atan bir gerçek.. Fakat uğrunda kaybedildikçe, kazancının büyüklüğünü gösteren, yalanı meydana çıktıkça doğruluğu sağlamlaşan bir gerçek.. Ben, bu gerçeğe kurbanım!...
GÖRÜNMEYEN HAKİMİN SESİ — Şu halde kanun, ceza ölçüsü, hak ve adalet terazisi lüzumsuz. Öyle mi?
d-         Akademik söylev:
Üniversiteler vb. eğitim öğretim kuruluşlarında, bilim derneklerinde yapılan konuşmalardır. Sempozyumlar, kabul, devir teslim, mezuniyet, açılış, ödül gibi törenlerde coşkulu konuşmalar bu türdendir.

Söylev Türünün Tarihsel Gelişimi:

Eski dönemlerde topluluklar karşısında konuşmak pek rastlanan bir olay değildir. Bu sebeple eski metinlerde söylev türünün dili daha yalındır. Birçok felsefi eser söylev türünün özelliklerini kısmi olarak taşımakla birlikte bu isimle anılmıştır. Descartes’ın metod üzerine Söylev, Rousseau’nun Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev vb. eserler buna örnektir.
Eski dönemlerde özellikle Yunan ve Roma medeniyetlerinde söylev türüne büyük önem verilmiştir. Roma saraylarında yapılan siyasi toplantılarda hitabet gücü yüksek insanlar sözcü alarak kullanılmıştır. Grek edebiyatında Demosthenes; Latin edebiyatında Cicero; Frenk Edebiyatında Bossuet önemli söyevcilerdir.
Söylev türü Türk Edebiyatında ilk defa Milli Edebiyat döneminde görülür. Bu dönemde siyasal söylevler ağırlıklıdır. Tanınmış yazarlardan Ömer Naci ve Hamdullah Suphi önemli söylev yazarlarıdır. Cumhuriyet yıllarında türün en büyük yazarı bilindiği üzere Mustafa Kemal Atatürk’tür. (Bkz. Nutuk)
Söylevler duygusal metinlerdir. Söylevlerde amaç duygu yoğunluğu ile dinleyiciyi coşturup fikir aşılamaktır. Peygamber Efendimiz S.A.S. Veda Hutbesi’nde insanlığa bu türün özelliğini kullanarak mesaj göndermiş, öğüt vermiştir. Yine çok eski dönemlerde “Göktürk Yazıtları”nda söylev özelliği görülür.

Örnek:
TÜRK GENÇLİĞİNE BIRAKTIĞIM EMANET ATATÜRK
Muhterem efendiler, sizi, günlerce işgal eden, uzun ve teferruatlı beyanatım, en nihayet, mazi olmuş bir devrin hikâyesidir. Bunda, milletim için ve müstakbel evlâtlarımız için dikkat ve tayakkuzu davet edebilecek bazı noktalar tebarüz ettirebilmiş isem, kendimi bahtiyar addedeceğim.
Efendiler, bu beyanatımla, millî hayatı hitam bulmuş farz edilen büyük bir milletin; istiklâlini nasıl kazandığını ve ilim ve fennin en son esaslarına müstenit, millî ve asrî bir devleti nasıl kurduğunu ifadeye çalıştım.
Bugün vasıl olduğumuz netice, asırlardan beri çekilen millî musibetlerin intibahı ve bu aziz vatanın, her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu neticeyi, Türk gençliğine emanet ediyorum.
Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Bknz: CİCERO (Marcus Tullius)
Tek kişinin izleyici önünde olanları bilgilendirmek daha çok da coşturmak amacıyla yaptığı uzun konuşmalara denir. Söylev verene söylevci denir. Burada asıl amaç konferanstaki gibi bilgi vermek, izleyenleri duygulandırıp coşturmaktır. Konferansla söylevi bir birinden ayıran en önemli özellik sesin olanaklarıdır. Sesin olanaklarının kötü kullanılması iyi bir söylevi konferans havasına sokabilir. Bunun için sesin olanaklarının iyi kullanılması gerekmektedir.
Söylev (nutuk / ): “Bir topluluğa düşünceler, duygular aşılamak amacıyla söylenen, uzunca, coşkulu ve güzel söz, nutuk, hitabe.” “Bir topluluğa, bir konu üzerinde görüş ve inançlarını aşılamak amacıyla yapılan konuşma; bilimsel konular üzerindeki konuşmalara göre kişisel biçem ve coşku taşır. Konularına göre siyasal, dinsel söylev, hukuk söylevi, tören söylevi… olarak çeşitli adlar alır.”
Bir gerçeğe inanan bir insanın toplumu bu gerçeğe inandırmak için özünün bütünü ile yaptığı telkin sürecine hitabet; bir fikri, bir davayı karşısındaki insanlara dil ustalığı ile açıklamaya hitabet sanatı; toplum önünde bu konuşmayı yapana hatip; bir insan topluluğuna bir fikri vermek bir ülküyü aşılamak amacıyla söylenen sözlere ise nutuk veya söylev denir.
Nutuk, kelime anlamı olarak, “söz, lakırdı; söyleyiş, söylemek kuvveti” demektir. Türkçede bu kelime daha çok “bir topluluğa karşı söylenilen söz, hitabet” karşılığında kullanılmaktadır.
Dinleyenleri coşturmak ve belli bir amaca yöneltmek; onlara bir duyguyu, bir düşünceyi, bir isteği, bir ülküyü aşılamak; önemli açıklamalarda bulunmak için yapılan etkili, coşkulu konuşmalara Söylev (Nutuk) denir.
söylevler; dinleyenlerin zekâ durumlarına, hayal güçlerine, duygularına, ilgilerine göre hazırlanır. Dinleyenleri düşündürür, onlarda ilgi uyandırır, onları coşturur, onlara beklenen davranışı yaptırır.
Söylevde; konuşmacıyı ve dinleyenleri yanılgıya düşürmemek için aceleye getirmeden düşünerek konuşmak, dinleyenlere karşı iyi niyet beslemek, dinleyenlerin inanmasını sağlayacak biçimde dürüst konuşmak, dinleyicilere karşı yaşının verdiği olgunluk içinde konuşmak, dinleyenleri kıracak biçimde konuşmamak, gerekirse kendini dinleyicilerin yerine koymasını bilmek, basmakalıp sözler kullanmamak, abartarak konuşmamak gibi ahlâk ölçülerine önem verilmeli, özen gösterilmelidir. (S. SARICA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 246)
Söylev (Nutuk), aslında bir sözlü kompozisyon ürünüdür. Yalnıznutuk, yazıya geçmişse ve kitabî özelliği varsa aynı zamanda yazılı kompozisyon ürünü olarak da kabul görür. Türk edebiyatının en güçlü söylev (nutuk = hitabet) örneği ’ ün “Büyük Nutku“dur.
Hatiplik sanatı, insanlık tarihinin en eski sanatlarındandır. Bu sanatla peygamberler ve din adamları insanları doğru yola davet etmişler; padişahlar, krallar ve kumandanlar ordularına bu sanatla hükmetmiş ve savaşlar kazanmıştır. Hatip olmak isteyen kişi iyi düşünen, çok okuyan, çok tecrübeli, gözlemi kuvvetli, içerisinde bulunduğu toplumu çok iyi bilen, bilgili, ileri görüşlü, söz kurallarına gerektiği kadar önem veren kişi olmalıdır. Hatip, gür sesli, özgür yaratılışlı, sevimli ve cana yakın olmalıdır. Derin hissilik, canlı hayat, sağlam yapılı bulunmak, inanç ve fikirlerde içtenlik, gür bir anlatım şeklihatibin belirgin özellikleridir. Hatibin dört temel amacı vardır.
* Bir fikri veya bir meseleyi açık bir şekilde anlatmak
* Dinleyiciler üzerinde bir iz bırakarak onları ikna etmek
* Dinleyicileri harekete geçirmek
Dinleyicileri eğlendirmek
Hitabet aslında bir hazırlık konuşmasıdır. Zaten yukarıda tanımladığımız üzere hatip önceden hazırlanan nutku okuyan kişidir. O yüzden öncelikle bir nutuk hazırlanırken dikkat edilecek hususları ele almalıyız.
Nutku hazırlayan konuyu planlı bir şekilde hazırlamalıdır. Yazıya geçirmeli ve hatip yazmış olduğu bu nutka önceden hazırlanmadır. Yazıya geçirmeli ve hatip yazmış olduğu bu nutka önceden hazırlanmadır. Konuşma sırasında ise yazılı metni yanında bulundurmalı; fakat konuşma sırasında kâğıda fazla bakmamalıdır. Konusuna iyi hazırlanan hatip kağıda göz ucuyla baktığı zaman konuşmasını hatasız yapacaktır.
İçten konuşma yapmak kolay değildir. Büyük hatiplerin bile daha önceden konusunu hazırladıkları ve yanlarındaki küçük notlarından faydalandıkları ve o andaki konunun ahengine göre konuşmalarını değiştirdikleri görülmüştür. Bu yüzden hatip, konuşma sırasında her zaman metne bağlı kalmayabilir. Nutkun giriş cümlesi toplumun dikkatini çekecek türden olmalıdır. Hatta ilk cümleler şiirsel bir üslupta olabilir. Düşüncelerin planı iyi yapılmalı ve kullanılacak üslup iyi seçilmelidir.
Gelişme bölümünde ise konu her türlü belgelerle konu açılır, örneklendirilir ve ispatlanmaya çalışılır. Dinleyicinin tansiyonunu yükseltecek fikirlerle sorulu cevaplı cümlelerle sonuç bölümüne geçiş sağlanır. Sonuç bölümünde ise işlenen konunun önemi ve toplumdaki tesirleri kesin ve etkili bir dil ile anlatılır. Hatip işleyeceği konuyu çok iyi savunabilmelidir. Bunun için de konuşma sanatının inceliklerini ve toplum psikolojisini çok iyi bilmelidir. Seçtiği kelimeleri ve kurduğu cümleleri en tesirli şekilde kullanmalıdır. Ses tonu, jest ve mimikler konuşmasının akışına uygun olmalıdır.
Türk Edebiyatında Söylev: Edebiyatımızdaki ilk söylev olarak, Bilge Kağan’ın Orhun Abideleri‘nde TürkBudunu’na seslenişi olarak kabul edilmektedir. Türk Edebiyatı boyunca ortaya konulan söylevleri iki başlık altında inceleyebiliriz.
: Türk edebiyatında ise ilk siyasî söylev örneği Orhun Yazıtlarıdır. Bunlar, 732’de dikilen Kül Tigin, 735’te dikilen Bilge Kağan, 720-725 yıllarında dikilen Tonyukuk Yazıtlarıdır. Siyasî söylev örneği olarak ayrıca şu kişilerin söylevlerini de verebiliriz: İttihat ve Terakki’nin hatibi Ömer Naci, Selânik’te 1906’da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin bir toplantısında Atatürk’e hitaben şöyle der: “Mustafa Kemal! Arkandayız, seni takip edeceğiz! Ölümler, cellâtlar, işkenceler bile bizi bu azmimizden çeviremeyecektir. Hürriyet verilmez, ancak alınır. Zulüm ve istibdad altında inleyen bu masum ve bîçâre milleti kurtaracağız, yaşasın hürriyet ve istiklâl!” (Fethi Tevetoğlu, Ömer Naci, Ankara (1987)
Halide Edip Adıvar (1884-1964), özellikle Mondros Mütarekesinden sonra İstanbul ve İzmir’in işgal edildiği sıralarda, 16 Mayıs 1919’da İstanbul Sultanahmet’te düzenlenen protesto mitinginde şöyle der: “Kardeşler, Vatandaşlar! Yedi yüz yılın şerefi, göğe yükselen bu minarelerin tepesinden Osmanlı tarihinin yeni faciasını seyrediyor, bu meydanlardan çok zaman alay hâlinde geçmiş olan büyük atalarımızın ruhuna hitabediyor, başımı bu görünmeyen ve yenilmez ruhlara kaldırarak diyorum ki: Ben İslâmiyet’in bedbaht bir kızıyım ve bugünün talihsiz fakat aynı derecede kahraman anasıyım. Atalarımızın ruhları önünde eğiliyor, onlara bugünün yeni Türkiyesi adına hitabediyorum ki, silâhsız olan bugünkü milletin kalbi de onlarınki gibi yenilmez kudrettedir, Allah’a ve haklarımıza iman ediyoruz.”
Yine aynı şekilde;
Hamdullah Suphi Tanrıöver (1885-1966) de 30 Mayıs 1919’da İkinci Sultanahmet Mitingi’nde İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalini protesto konuşmasını şöyle bitiriyordu: “Sevgili millettaşlarım! Dualarınızı, dileklerinizi, iradenizi kendi sesimde toplayarak bütün dünyaya haykırıyorum: Esarete razı değiliz. Biz esir olamayız, Türk vatanına karşı hazırlanan su-i kastı biliyoruz ve reddediyoruz. İstanbul ve Anadolu
Türk kalacaktır!….” Hamdullah Suphi Tanrıöver’in hitabeleri Dağ Yolu 1,2 (1987) adlı kitapta toplanmıştır.
Mehmet Emin Yurdakul da 23 Mayıs 1919 günü Sultanahmet Meydanı’nda 200.000 kişiye şöyle hitap ediyordu: “Kardeşler, Keşke asırların geceleri ve dünyaların mezarları gözlerime dolarak bir kör olsaydım. Sokak sokak dilense idim de milletimin, kulağımı parçalayan bu felâket seslerini işitmeseydim, bu kara günleri görmeseydim. Keşke göğün yıldırımları, yerin canavarları birleşerek beni kanlar içinde topraklara yuvarlasaydı da vatanımın bu musibeti huzurunda bulunmasaydım ve bu azapları çekmeseydim. Zira bugün uğradığı felâket ve musibetler o kadar acı!…”
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk‘ün 15-20 Ekim 1927 tarihlerinde Cumhuriyet Halk Partisi İkinci Kurultayı’nda 36.5 saat süreyle okuduğu Nutuk‘u, Gençliğe Hitabe’si ve Cumhuriyetin 10. yılında okuduğu 10. Yıl Nutku önemli birer söylev örneğidirler.
Süleyman Nazif de 23 Kanun-ı Sani 1920’de Cuma gün, İstanbul Üniversitesi Konferans salonunda düzenlenen Piere Loti gününde yaptığı konuşmayı Hitabe (1920) adıyla yayınlamıştır.
Rıza Tevfik Bölükbaşı, Süleyman Nazif, Behçet Kemal Çağlar, Selim Sırrı Tarcan, Osman Bölükbaşı… gibi siyasi kimliği olan kişiler siyasal söylevlerinde başarılı sayılabilir.
- Bilimsel ve Kültürel Söylev: Örgün eğitim kurumlarında ders veren öğretmen ve öğretim üyeleri de öğrencilerin karşısında bir anlamda hatiptirler. Eğitimciler de derslerinin etkili olabilmesi için hitabet sanatının inceliklerine baş vururlar. Ayrıca genele açık bilimsel toplantı, panel ve konferanslarda yapılan konuşmalar da bu gruba girmektedir. Belli bir kültürel derinliğe sahip düşünce adamları ve sanatçıların fikir; sanat ve kültür konularında verdikleri konferanslar da hitabet türü içinde değerlendirilirler.
Fazıl Ahmet Aykaç Hitabeler (1934), Hamdullah Suphi Tanrıöver (1885-1966), Necip Fazıl KısakürekMüdafaa (1946), Sahte Kahramanlar (1976), Yolumuz Halimiz Çaremiz (1977)… Osman Yüksel Serdengeçti(1917-1983)…

.........sponsorlu bağlantılar....... ..........sponsorlu bağlantılar........

PAYLAŞ BİZE DE KATKIN OLSUN :)

Facebook Twitter Google+
0 YORUM "SÖYLEV NUTUK KONU ANLATIMI ÖZELLİKLERİ TÜRLERİ HAKKINDA BİLGİ"

Back To Top -->