sponsorlu reklam Admatic -sponsor

Milli Dini Duyarlılığı Yansıtan Hikaye Örnekleri

Milli Dini Duyarlılığı Yansıtan Hikaye Örnekleri, Milli Dini Duyarlılığı Yansıtan Hikaye Örnekleri, Milli Dini Duyarlılığı Yansıtan Hikaye, Milli Dini Duyarlılıkları Yansıtan Hikaye , 

derskonum.com'un  değerli akademisyen-öğretmen-öğrenci-edebiyat sever takipçileri.

Derskonum.com ailesi  olarak her dönem olduğu gibi yeni dönemde de sizler için kitap cevapları, konu anlatımı, pdf ders notları ile her zaman yanınızdayız..



Bu sayfamızda siz değerli takipçilerimiz için  Milli Dini Duyarlılığı Yansıtan Hikaye Örnekleri üzerine bir paylaşım yapacağız. 


İyi çalışmalar..

doğru konum= derskonum

destek olmak için lütfen LİNK paylaşınız



Milli Dini Duyarlılığı Yansıtan Hikaye Örnekleri

.ÖRNEK 1..


Bu bahar üzerine kurşun kokusu sinmiş tarlalar ekilirdi artık. Hareketlilikten de anlaşılıyordu. Elindeki gazete parçasını bir köşeye koydu ve cam kenarındaki iskemlesine oturdu. Ne de parlak güneş ne de güzel bir gün diye düşünürken gelen geçenlerin ne iş yapmaya gittiklerini tahmin ederek kendince mutlu oluyordu. Bu gelen, geniş kasketinden de belli ki muhtarın oğlu Hüseyin.
-Ooooo ! Topal Hasan, nasılsın ?
-Nasıl olsun Hüseyin.Acı,uykusuzluk,yorgunluk... Gündüzleri yetmezmiş gibi geceleri de sızısı artıyor uyuyamıyorum.
-Benimki de soru haklısın. Bu haldeki biri ... Neyse hayırlı günlerin ola.
Anlatsa anlamazdı zaten. Hem daha cümlesi de bitmemişti."Savaşın hatırası, vatan sevgisinin vefası, ata yadigarı " derdi onun için.Hüseyin ne anlardı ki bunlardan.Sessizce acı bir tebessümle eğdi başını. İçinden geçen şu cümleler her şeyi anlatıyordu. Ah Hüseyin! Hâlâ anlayamadın. "Topal!"demesinden de belli. Nerde o, kader yazısı gibi asırlardır sülalesinin lakabı olmuş "Kara"? "Kara Hasan" gitti. "Topal Hasan" geldi. Olsun vatanımdan bir parça kopmadı ya ! Kopan benim bacağım olsun.
MUSTAFA ŞAHİN
...



.👉ÖRNEK 2
— Hay paşam! dedi, bu ölümden bıktım artık. Biraz da yaşayalım olmaz mı?
— Elbette bacı nine; elbette artık ferahla yaşayacağız.
— Öyle ise iki öküz getirdim, al onları. — İki öküzü ben ne yapayım bacı?
— Ne mi yapacaksın? Tayyare yap.
— Öküzden tayyare olur mu bacı?
— Olmazsa, sat, parası ile bir tayyare al uçur.
— Tayyare pahalıdır. İki öküz parası ile alınmaz. Emine bacı bir dakika düşündü, başını kaldırdı ve dedi ki:
— Öyle ise benim gibi evlât kaybetmiş çok Türk ninesi, Türk babası var, onlar da bir şeyler versinler, benim öküzlerin parasına kat; bir tayyare al... Bunu yapsa yapsa bir ev dolusu evlâdını şehit veren Türk bacısı yapar.
AKA GÜNDÜZ




👉ÖRNEK 3

Yağmur çoğalıyor… Rüzgâr serin… Ve kız hâlâ açtır… Kafasında İki fikir çarpışıyor… Düşünüyor ki yaşamak kendi hakkıdır… Fakat
Karşısındaki sarhoş gülüyor ve onu nazikâne çağırıyor… Fakat nereye? Titreyen bir vücut… Yanan bir baş ve ağlayan gözler. Fakat açlık ve yuvasızlık korkunç… Ay dede, niçin bir yol göstermiyorsun?”
Kız yavaş yavaş kalkıyor… Kararını vermiştir. Bu karar bütün fenalığına, çirkinliğine ve iğrençliğine rağmen yaşamak kararıdır. Çünkü hayat tatlı… Kendi koluna giren sarhoşa ürkek adımlarını uydurarak bilmediği karanlık bir sokağa doğru yürüyor.. Ve tam bu sırada korkunç bir sağanak… Korkunç gök gürültüleri ve yıldırımlar… Bu bir fırtına mı? Hayır!.. Bu, iki şehidin ve sayısız şehitlerin isyanıdır.. Şehitler ağlıyor… Biz yağmur sanıyoruz.. Şehitler hıçkırıyor… Rüzgâr diyoruz.. Şehitler haykırıyor… Fırtına zannediyoruz… Ve şehitlerin duasına da yıldırım adını veriyoruz…

Gece… Üstümüzde çarpan kanatla şehitlerin duasıdır. Onlar bir şey söylüyorlar. Fakat fânilerin kulağı onu işitmiyor.. Bak, rüzgâra kulak ver. “O bir şehit kızı, şehit kardeşiydi. Yarın da ötekiler gibi bir şehit karısı ve şehit anası olacaktı” diye inliyor. Bak, harabedeki baykuşu dinle: “ey Türk Eli, bu yüzden senin alnın karadır” diye lanet savuruyor…
HÜSEYİN NİHAL ATSIZ


👉ÖRNEK 4

Yarın arifeydi. Öbür günkü bayram için hazırlanan kurbanlar, küçük Grijgal palangasının etrafında otluyorlardı. Karşıda, yarım mil ötede Toygun Paşa'nın son mahasarasından çılgın kışın hiddeti sayesinde kurtulan Zigetvar Kalesi, sönmüş bir yanardağ gibi simsiyah duruyordu. Palanga kapısının sağındaki beden siperinde sahipsiz bir gölge kadar sakin duran Kuru Kadı yavaşça kımıldadı. Karşıda sisler içinde süzülen kurşuni kulelere bakıyordu. Bunların hepsi Türklerin elindeydi. Yalnız şu Zigetvar... Yıkılmaz bir ölüm seddi halinde "Kızılelma" yolunu kapatıyordu.



👉ÖRNEK 5

İbrahim Bey düşüncelere dalmıştı. İşler iyi gitmiyordu. Düşman içerilere doğru yürürse ne yapmalı? Boyun mu eğmeli, karşı mı çıkmalı? Boyun eğmeyi içine sindiremiyordu. İnsan her şeye razı olurdu da düşman çizmesi altında kalmaya razı olamazdı. Hüsnü Bey’in dediği doğruydu: Derlenip toparlanmalı, düşmana karşı çıkılmalıydı. Ama nasıl olacak bu iş? Milleti nasıl ayağa kaldırmalıydı?


👉ÖRNEK 6

Sağ olsun, diyordu, hemşire kendini hâlâ eski devirlerde zannediyor. Kıyafetler gibi ruhlar da değişti. Büyüklere eski itaat, eski hürmet nerede, kimde var? Bizim gördüğümüz terbiyedeki insanlarla şimdi alay ediyorlar. Belki hakları da var, her eski şey biraz acayiptir, çocuklarımızın çocuklarını kendimize uydurmaya çabalamak ne beyhude: Onlar her şeyden evvel, zamanın icabatına uymaya mecburdurlar. Hemşiresi istiyor ki, Seniha kendisi gibi olsun. Bu mümkün mü? Gençliğimizde kendisinin yaşayışı, giyinişi, düşünüşü büyük validenin yaşayışına ve düşünüşüne benziyor muydu?


Milli Dini Duyarlılığı Yansıtan Hikaye Örnekleri



Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski

sponsor reklamı

SPONSOR REKLAMI

derskonumesnk